Geçen hafta Nevşehir''deydim. Orada, Petlas''ın özelleştirilmesinin üçüncü yıldönümü dolayısıyla yapılan geniş çaplı bir basın toplantısına katıldım. Fabrikanın konferans salonunda Petlas yöneticilerini ve Kombassan Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Bayram''ı dinledim. Dehşete kapıldım. Kulaklarıma inanamadım. Orada, Türkiye''nin neden kalkınamadığını, Türkiye''nin kendi kendine nasıl prangalar vurduğunu hayretlerle dinledim. Çünkü ortada, anlatılmaz bir ahlâksızlık, bir vatansızlık, bir kansızlık-vicdansızlık vardı. Ve inanır mısınız ilk defa o basın toplantısında, güçlü bir tiyatro yazarı olmadığıma esef ettim ve içimden dedim ki: "Molier veya Shakespeare gücünde bir tiyatro yazarı olsaydım, şu Petlas gerçeğini ele alır, dünyanın sayılı komedi veya dram eserlerinden birine de ben imza atmış olurdum! Oyunumu üç perdeyle ortaya koyardım!"
Birinci perdede, 1974 Kıbrıs Harekâtından çok heyecanlı gelişmeleri sahnelerdim. Ordumuzun Kıbrıs''a çıkışını, milletimizin tek yürek haline gelişini işlerdim. Gazete, radyo, televizyon haberleriyle ve Kıbrıs''ta cereyan eden hadiselerle, seyirci heyecanını doruk noktasına çıkarırdım. Sonra birdenbire, kanımızı donduran yeni bir haberle ortalığı hüzne boğardım. Bir devlet yetkilisinin ağzından millete ilan ederdim ki: "Kıbrıs zaferimizden sonra, Batı Dünyası, yeni bir Haçlı taassubuyla hareket ederek bize karşı katı bir ambargo uygulamaya başlamıştır!" Birinci perdeyi hüzünle kapatırdım.
İkinci perdeyi yeni bir ümitle açardım. Bu lâstik fabrikasının Nevşehir''de nasıl büyük sevinçlere, rüyalara, ümitlere yolaçtığını, yoksul halkın diliyle ortaya koyardım. Bir geçişle fabrikanın tam 14 yıl sonra zar-zor üretime geçtiğini gözler önüne sererdim. Yeni bir ümit, yeni bir sevinç rüzgârı estirirdim. Sonra işçilerle işverenleri bir masa etrafında konuştururdum. İşçiler, toplu sözleşmeler dolayısıyla ücretlerinin % 100 artırılmasını isterlerdi. İşveren buna şiddetle karşı çıkardı. Bir yetkili kişi ortaya rakamlar koyarak anlatırdı ki "Petlas fabrikası zarar etmektedir! Artık işçi ücretlerini karşılayacak güce de sahip değildir! Bu bakımdan fabrikanın satılmasını istemektedir!" Bir geçişle Petlas''ın satışını ortaya koyardım. İşçi nümayişleri arasında fabrikanın beş defa satışa çıkarıldığını ama kimsenin bu hantal kuruluşu almaya cesaret edemediğini olduğu gibi gözler önüne sererdim. Hatta devletin Petlas''ı parasız devretmeyi bile düşündüğünü belirtirdim.
İkinci perdede, yeni bir geçişle, Kombassan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Bayram''ı oyuna katardım. Birtakım kimseler ona giderek Petlas fabrikasını satın almasını, Nevşehir''de açılan bu ekmek kapısının bağlanmamasını rica ederlerdi. Akıllı, merhametli, becerikli ve vatansever bir idareci olan Haşim Bayram, Nevşehir''e gitmeden, fabrikayı görmeden bu isteği kabul eder, Devletle masaya otururdu. Petlas''ı 37 milyon 750 bin dolara satın alırdı. Böylece o hantal, o asık yüzlü Petlas fabrikası 1998 yılında özelleştirilir, devletin de sırtından ağır bir yük kalkmış olurdu.
Üçüncü Perde Kombassan levhalarıyla açılırdı. Yeni ve genç idareciler aşkla-şevkle işe koyulurlardı. Üretime geçmek için öyle 14 yıl beklemezlerdi. İlk imkânda 5-6 milyon dolarlık bir yatırım yaparlardı. Sür''atle yeni üretime geçerlerdi. Uçak lastiklerimizin % 90''ını üretmeye başlarlardı. Piyasadaki yaklaşık bir milyon dış lastiğin, bir milyon iç lastiğin üzerinde Petlas mührü gülümserdi.
İmalatın % 35''i, 57 ülkeye ihraç edilirdi. Zarar eden Petlas, kâra geçer 850 işçinin huzuru olurdu. Petlas, millî ekonomimize 5 trilyon liralık bir katkı sağlar, devlete 476 milyar lira vergi verirdi. İkibinli yıllarda bu miktarın 1 trilyon liraya çıkacağı hesaplanırdı.
Bu arada birtakım devlet yetkilileri Petlas''ın 30 milyon dolarlık bir yatırım yapmalarını isterlerdi. Petlas idarecileri ise 212 milyon dolarlık bir yatırım yapmaya hazır olduklarını belirtir teşvik belgesi almak isterlerdi. Ama bin defa hayret 40 kapıya başvurmalarına rağmen teşvik belgesi alamazlardı. Bir yıl değil, iki yıl değil tam üç yıl çırpınmalarına rağmen kendilerine teşvik belgesi verilmezdi. Birtakım kimseler, içerden ve dışardan aldıkları emirlerle Petlas''ı yeniden boğmaya çalışırlardı. Halbuki Kombassan Holding 10 yıl gibi bir sürede 100 fabrika açmış, 25.000 kişiye iş ve aş imkânı sağlamıştı. Devletten tek kuruş almamış, hiçbir devlet bankasını batırmamıştı. Bütün bunlara rağmen Kombassan ve Petlas, akıl almaz bir geri zihniyetle, bir taassupla boğulmak istenirdi...

