Geçen sene yine bu sütunda (5.9.1998) yazmıştım. "Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ederim" demiştim: Tarihî Sivas Kongresi''nin zabıtları, bugüne kadar basılmadı. Zabıtların aslı, Cumhurbaşkanlığı Arşivinde (III. 2. Dosya: 13 Fişi: 7-73) arasında boynu bükük duruyor. Sayın Cumhurbaşkanım himmet buyurun, bu çok önemli kongre zabıtları, noktasına-virgülüne kadar basılıp bir kitap haline getirilsin. Bu işin en güvenilir isimlerinden biri olan Prof. Dr. Fahrettin Kırzıoğlu hocamız, Ankara''da yanıbaşınızda yaşıyor. Ona bir emriniz kâfi!" diyerek istirhamda bulunmuştum. Aradan koskoca bir yıl geçti. Cumhurbaşkanlığından hiçbir ses çıkmadı. Varto''nun bir dağ köyünden gelen bir mektuba bile kayıtsız kalmayan Cumhurbaşkanımızın bu sessizliğini anlamak kolay değildir. Diyeceksiniz ki: "Cumhurbaşkanımızın işi mi bu?" Ben de: "Evet!" diye cevap vereceğim. Cumhurbaşkanımız, Sivas Kongresi''nin notlarını koltuğunun altına alarak matbaa matbaa dolaşacak değil ki! Onun tek cümlesi kâfi. "Sivas Kongresinin bütün zabıtları bir kitap halinde basılsın!" demesi kâfi! İşte bu kadar! Eğer o Sivas Kongresi olmasaydı, Sayın Cumhurbaşkanımız bugün o makamda oturmayacaktı. Atatürk. "Cumhuriyetin temelini Sivas Kongresinde attık" demiyor mu? Erzurum Kongresi''nin bütün zabıtları basıldı. Bütünüyle Erzurum Kongresi''ni Prof. Dr. Fahrettin Kırzıoğlu üç cilt halinde hazırladı. Sivas, Elazığ, Erzurum, Diyarbakır, Van, Bitlis gibi illerimizden herhangi biri Ermeniler''e verildiği takdirde, bunu kabul etmeyeceğimizi, savaşacağımızı bütün Dünyaya Erzurum Kongresiyle ilân etmiştik. Sivas Kongresi bu kararlılığımızı, bugünkü sınırlarımıza yaymıştır. Erzurum ve Sivas Kongreleri bizi Millî Mücadeleye götürdü. 9 Eylül 1922 zaferini, Erzurum ve Sivas Kongreleri hazırladı. Sivas Kongreleriyle ilgili olarak bugüne kadar üç eser yayımlandı: Vehbi Cem Aşkun''un, Uluğ İğdemir''in ve Mahmud Goloğlu''nun çalışmaları. Uluğ İğdemir''in eseri Sivas Kongresine katılan İsmail Hâmi Danişment''in tuttuğu özetlere dayanıyor. İsmail Hâmi Bey o özetleri Sultan Vahdettin''e sunmak üzere düzenlemişti. O zabıtların çok yetersiz olduğu anlaşılıyor: Geçen hafta İstanbul''da, Kâzım Karabekir Paşa Kültür Merkezi''nde Sivas Kongresi''nin 80. yıldönümü dolayısıyla bir toplantı düzenlendi. Orada Prof. Dr. Baki Sübütay, Prof. Dr. Attila Köymen, Ergun Göze, Erkmen Mütevellioğlu, Ahmet Özdemir yanında ben de konuştum. Her birimiz, Sivas Kongresine bir başka açıdan bakmaya çalıştık. Prof. Dr. Attila Köymen, bir ara dedi ki: "Manda fikri Sivas Kongresi''nde müzakere konusu olmadı! Bu hususta, elimizde, herhangi bir delil yoktur!" Anladım ki İsmail Hâmi Danişment, Kongre notlarına mandaterlikle ilgili görüşmelerden birkaç cümle bile almamış! Halbuki aynı konu, Erzurum ve Sivas kongrelerini başından sonuna kadar büyük bir dikkatle takib eden Mazhar Müfit Kansu''nun hâtıra kitabında güzelce anlatılmıştır. Mazhar Müfit Bey hâtıralarında 4 Eylül 1919 tarihinde, Sivas''ta çok elektrikli bir havanın olduğunu yazıyor ve sebeplerden birini şöyle açıklıyor: "İstanbul''dan gelen bazı delegelerin, bütün kurtuluş çare ve tedbirlerini, ecnebi himayesinde ve manda fikrinde aramaları ve bu hususta telkinlere başlamış olmaları". Acaba İstanbul''dan gelen delegeler, manda fikrini kongre salonuna da getirdiler mi? Yine Mazhar Müfid Bey yazıyor: "On dakikalık aradan sonra celse açılmıştı. İlk sözü Vâsıf Bey almıştı. Kürsüye gelerek konuşmaya başladı. Vâsıf Bey, uzun beyanâtında mandayı kabulden başka çâre olmadığını söyledi." (Sivas Kongresi. Vehbi Cem Aşkun. Syf. 137) Bir de Denizli temsilcisi Küçükağazâde Necip Ali Bey''in yazdıklarına bakalım: "O gün, riyaset kürsüsünde Mustafa Kemal oturuyordu. Mandanın lehinde nutuklar söylendi. Kendisi o sırada kürsüden indi. Ve kürsüyü İsmail Fazıl Paşa işgâl etti. Nihayet Mustafa Kemal kürsüye gelerek mandaya öyle bir hücum etti ve mandanın mahiyetini o kadar serin bir vukuf ve ihata ile izah etti ki O''nun mantık ve belâgatı karşısında herkes sustu ve O''na inandı" (Sivas Kongresi. Vehbi Cem Aşkun Syf: 138) Kongre delegelerinin hâtıralarında, ayan-beyan görülüyor ki manda fikri müzakere edilmiş fakat kat''iyyen benimsenmemiştir. Bu çok mu önemli? Elbette çok önemli! Halide Edip Adıvar''ın Atatürk''e yazdığı uzun bir mektup Büyük Nutuk''tan okunabilir. Halide Edip de manda taraftarı. Ama niçin? Ben önceleri mandaya taraftar olanları vatan haini gibi düşünmüştüm. Yanıldığımı zamanla anladım. Mustafa Kemal Paşa''nın manda idaresine şiddetle karşı çıkması elbette çok iyi oldu. Ama şimdi inanıyorum ki manda idaresi isteyenler de vatansever kişiler. Onlara hain demek çok yanlış! Sivas Kongresi üzerinden 80 yıl geçti. Ama biz hâlâ Kongre zabıtlarını okuyabilmiş değiliz. H. Rauf Orbay 1948 yılında Vehbi Cem Aşkun''a bir mektup yazmış diyor ki: "Sivas Kongresi adlı risalenizi de almış ve okumuştum. Yazılarınızla benim bildiklerim arasında mühim ayrılıklar vardır. Fakat bugün bunları yazmak zamanı değildir!" Bu mektup üzerinden 51 yıl geçti. Yakın tarihimiz hâlâ birtakım karanlıklar içinde. Rauf Orbay''ın bahsettiği o "mühim ayrılıkları" bilmek için bir 80 yıl daha mı beklemeliyiz? "Türkiye konuşan bir ülke olmalı"ymış! Doğru! Amenna!
Ama görüyorsunuz ki sayın Cumhurbaşkanımız da susuyor! Sivas''ın yetiştirdiği bunca ilim, fikir, sanat ve siyaset adamı da susuyor! Biz, daha 80 yıl önce yapılan bir mühim Kongrede neler konuşulduğunu "konuşamıyoruz!" Konuşan bir Türkiye nasıl olacağız? Nasıl ve ne zaman? Manda: Birinci Dünya Savaşından sonra, bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek seviyeye gelinceye kadar, büyük devletlerin himayesine almak.

