Osmanlı İmparatorluğu''nun kuruluşunun 700. yıldönümü dolayısıyla, Türkiye''de bazı çalışmalar başladı. Çeşitli televizyonlarda açık oturumlar yapılıyor. Konferanslar düzenleniyor. Yabancı ülkelerden, Osmanlıyla ilgili ilim adamları davet ediliyor. Sergiler açılıyor ve yeni yeni eserler yazılıyor.
Çalışmaları, imkanlarım nisbetinde takip ediyorum.
Cumhuriyetimiz, Osmanlıya dayanıyor, Osmanlı ise Selçukluya! Selçuklu da, Osmanlı da, Cumhuriyet de bizim kökümüzdür, tarihimizdir, şerefimizdir. Anadolu''daki varlık sebebimizdir. Yalnız, bizim tarihimiz, Anadolu''daki bin yıllık şanlı bir geçmişten ibaret değil. Hunlar, Göktürkler, Uygurlar, Avarlar, Hazarlar, Harzemşahlar, Karahanlılar, Emir Timur, Babür Han... Büyük imparatorluklar, büyük devletler kurarak yüzümüzü ağarttılar. Tarihimizi zenginleştirdiler.
Soyumuzun kurduğu büyük imparatorluklar içinde, en uzun ömürlü olanı Osmanlı İmparatorluğu''dur (1299-1923) Selçuklu İmparatorluğu 117 yıl hükümran oldu (1040-1157) Harzemşahlar 134 yıl (1097-1231) Babür İmparatorluğu 322 yıl. Hazar İmparatorluğu 497 yıl (468-965) Uygur İmparatorluğu 464 yıl (745-1209), Timur İmparatorluğu 35 yıl yaşadı (1370-1405) Osmanlı imparatorluğu ise 624 yıl hüküm sürdü. Bu 624 yılın 322 yılını dünyanın bir numaralı devleti olarak geçirdi. Yani bugünün ABD ne ise, 14. yüzyılla 18. yüzyıl arasında dünün Osmanlı İmparatorluğu da o idi. Dünyada 322 yıl, lider devlet olarak yaşayan ikinci bir devlet yoktur.
Millet, kültür birliğinden ibarettir. Atatürk: "Cumhuriyetimizin temeli kültürdür!" diyor. Kültür: Dil, din, tarih şuuru, gelenekler görenekler ve güzel sanatlar zinciridir.
Kültür kök boyalarına benzer. İçine aldığı her kişiye, her topluluğa kendi rengini verir, kendine benzetir. Yani, 70 göbeğine kadar hiç bozulmamış bir Türke Rus kültürü, İngiliz kültürü, Alman kültürü verilirse, sevdirilirse, artık o Türk tamamen Ruslaşmış, İngilizleşmiş veya Almanlaşmış olur.
Osmanlı İmparatorluğu''nun kuruluşunun 700. yıldönümü dolayısıyla yurt dışından davet edilen ilim adamları, bize medeni ve ahlaki ölçüler içerisinde güzel açıklamalarda bulunuyorlar. Zaten Osmanlıyı tanıdıktan sonra yalanla, küfürle iftirayla konuşmak mümkün değildir.
Bu yıl, Mısır''dan gelen bir tarih profesörüyle tanıştım. Bana büyük bir samimiyetle itiraf etti. Dedi ki: "Ben Mısır''da Türk düşmanlığıyla yetiştirildim. Osmanlıdan iğreniyordum. Osmanlı, benim için bir Ebu Cehil''di. Bir Ebu Lehep''ti. Osmanlıyı daha iyi tanıyabilmek, arşivlerinizdeki zulüm belgelerini bulup çıkarmak ve Türk''ü yerden yere vurmak için çıkıp İstanbul''a geldim. Okudukça, öğrendikçe kendi cehaletimden utanmaya başladım. İki yıldan beri İstanbul''dayım. Osmanlıyı tanıdıktan sonra, ona hayran olmamak mümkün değil. Şimdi çok iyi görüyorum ki bütün Arap alemi Türklerle birlikte yaşarlarken bugünkünden daha güzel, daha huzurlu yaşamışlar. Ve İstanbul''daki arşiv çalışmalarım bana öğretti ki İslâmın bayraktarlığını, Türkler hep şerefle yapmışlar. Eski cehlimden kurtuldum. Bütün sapık düşüncelerden sıyrıldım. Şimdi, samimiyetle inanıyorum ki, Türke düşman olmak ahmaklıktır!
1975 yılında Yugoslavya''nın Kalkandelen şehrinde, bir Makedon Tiyatro sanatçısı Türkçe olarak bana demişti ki. "Hitler 2. Dünya Savaşında kazandığı Avrupa topraklarında beş yıl bile kalamadı. Ama Osmanlı İmparatorluğu buralara 550 yıl hakim oldu. Türkler, bu 550 yıl içerisinde her gün bir Sırp''ı bir Makedon''u bir Bulgar''ı veya bir Yunan''ı öldürmüş olsaydı 550 yıl içerisinde bu topraklarda bir tek gayri Türk, bir tek gayri müslim kalmazdı. Osmanlı burada adaletle hükmetti. Zulüm üzerinde hiçbir devlet 550 yıl ayakta kalamaz. Siz, böyle medeni bir millete mensup olmakla ne kadar iftihar etseniz bu sizin hakkınızdır. Biz de burada Türklerle 550 yıl birlikte yaşadığımız için müteessir değiliz!"
İnsaflı-idrakli bir Makedon böyle söylüyor. İnsaflı idrakli Batılılar da hep böyle söylüyorlar. Düşmanlıklar, hep, Türklüğe ve İslamiyete tahammül edemeyen bağnaz insanlardan, yobaz kafalardan geliyor. Geçenlerde bir TV programında bu zavallı adamlardan birkaçını dehşetle dinledim. Özet olarak diyorlardı ki: "Osmanlı İmparatorluğu bizim için bir yüz karasıdır. Osmanlıyı reddediyoruz! Çünkü Atatürk de Osmanlıyı reddetmişti. Osmanlının kuruluş yıldönümü kutlanmamalı. Osmanlı padişahları bu toprakları niçin fethetmişler? Ne hakla buraları almışlar? Yeniçeri teşkilatı bir zulüm üzerine kurulmuştur. Yavuz Sultan Selim bir kasaptır vs. vs."
Osmanlıya bizim televizyonlarımızda söğüp sayanlar, soy bakımından belki de Türktürler, bilmiyorum. Ama onların başka kültürlerle boyandıkları ayan-beyan ortada. Atatürk''ün arkasına saklanarak Osmanlıya yani Türke rezil ithamlarda bulunanlar, Atatürk''ün ifadesiyle "Sebükmağzlardır. Yani aptal, ahmak insanlardır. Atatürk''ün Osmanlıyı inkar ettiğini söyleyebilmek için vicdansız olmak da yetmez. Zira Atatürk, her şeyden önce Osmanlının yetiştirmiş olduğu bir paşaydı. Bir devlet kurucusudur. Atatürk diyor ki:
"Milletimiz, ufak bir aşiretten, anavatanda müstakil bir devlet tesis ettikten başka garp alemine, düşman içine girdi. Ve orada azim müşkülat içinde bir imparatorluk vücuda getirdi. Ve bu imparatorluğu 600 seneden beri tam bir heybet ve azametle devam ettirdi. Buna muvaffak olan bir millet, elbette yüksek siyasi ve idari niteliklere sahiptir!" 1919 (Nutuk III s. 1182-1183)
"Osmanlı devletine gelince, bu devlet 7 asırdır yaşamaktadır ve muhteşem mazisi ve tarihiyle övünebilir. Biz kudreti ve haşmeti bütün dünyada, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarında tanınan bir milletiz. Kabiliyetlerimiz bir zamanlar sahip olduğumuz ve bütün dünyaca bilinen hakimiyetimizle ispat edilmiştir." (Atatürk''ün T.T.B. IV. S. 83-84).
Sevmek, elbette bir nasip işidir. Kimseyi, Osmanlıyı, yani Türk''ü sevmeye zorlayamayız. Sevgi elbette zorla olmaz. Ama hiç kimse kendi cehaletini, gafletini, ihanetini, Atatürk gibi bir büyük vatanseverin, dehanın arkasına saklanarak, Atatürkçü görünerek söylememeli. Ayıptır. Ayıp. Ayıp.

