Hükümetin hazırladığı şu son kanun hükmünde kararname, Cumhurbaşkanımızın imzasından geçseydi memurlar arasında büyük bir tasfiye hareketi başlayacaktı. Böylece PKK ihanetine maddî ve manevî yardımda bulunan memurlarla, Hizbullah terörüne omuz verenler, devlet hayatımızdan ayıklanacaktı.
Bir devlet, kendi gözünü oyacak kimseleri elbette besleyemez. Evvel emirde Kürt halkına en büyük düşman olan PKK terör örgütüne bağlı gafillere, devlet bütçemizden maaş ödenmeli mi? Katiyyen ödenmemeli!
İslâmiyeti korkulan, dehşet duyulan bir inanç sistemi gibi gösterenler var. Müslüman kişileri bile boğarak, diri diri gömerek öldürenler, devlet memurları arasında bulunmalı mı? Bulunmamalı! Hz. Peygamber, münkir olan öz amcası Ebu Leheb''i bile öldürtmedi. O, "elleri kuruyası Ebuleheb" ki ayetlerle lânetlenmişti.
Müslüman: "zorlaştırmayan, kolaylaştıran, nefret ettirmeyen; sevdiren" kimsedir. Müslüman, Allah''ın emrettiklerini tebliğle mükelelftir. Medeni bir devlet ise; "insanlar arasında hep adaletle hükmeden" siyasî bir teşkilatlanmadır!"
Bu tasfiye işinde çok önemli olan husus şu: Uygulama nasıl yapılacak? Zararlı kimseleri kim değerlendirecek? Yâni birtakım memurların PKK teşvikçisi veya Hizbullah alkışçısı olduğunu kim ortaya koyacak? Dosyalayacak? Eğer bana: "polis" derseniz, "istihbarat birimleri" derseniz, "müfettiş raporları" derseniz size "tamam!" diyemem.
Önce bu kararnamede, bir büyük noksanlığa, dikkatinizi çekmek istiyorum. Deniliyor ki: "PKK yanlısı memurlarla Hizbullah''a bağlı bürokratlar temizlenecekler!" Peki devlet hayatındaki komünistler ne olacak? Onlar, devlet mekanizmasının en öemli noktalarında yine teneşir horozları gibi ötüp duracaklar mı?
Bir köylünün iki öküzü varmış. Köylü, arada sırada kağnı arabasını koşar, şehre buğday taşırmış. Fakat yolun tam ortasında, öküzlerden biri çöker kalırmış. Adamın bütün gayretlerine rağmen ayağa kalkmaz, bir adım atmazmış. İşte o zaman öfkeli köylü, yerde yatan kara öküzü bırakır ayakta duran sarı öküze, elindeki uzun övendireyle vurmaya başlarmış: "-Seni namussuz sarı öküz! Seni alçak! Seni nankör! Ulan geberteceğim seni düzenbaz, hilebaz, madrabaz sarı öküz!"
Gelip geçenler, köylünün bu öfkesine şaşarlarmış:
-"Yahu! derlermiş, sen yerde yatan kara öküzü bırakıyor, ayakta duran şu sarı öküzü dövüyorsun! Bu nasıl bir iş?
Köylü cevap verirmiş:
-"Siz bilmiyorsunuz efendiler! Bu kara öküzü fitleyen, onu yoldan çıkaran, yere yatıran, ''aman sakın kalkma!'' diye dolduran hep bu sarı öküzdür! Siz bakmayın onun ayakta durduğuna!" dermiş.
30 bin insanımızı katl''eden, devletimizi en az 100 milyar dolarlık bir borç altına sokan PKK hareketi, elbette dış kaynaklı. Ama bu PKK ihanetini Türkiye''de doğuran, emziren, büyüten, teşkilatlandıran, meydanlarımıza salan bizim yerli komünistlerimizdir! Açın okuyun komünist yazarlarımızı; ve bakın bütün komünist teşkilatlarımızın tüzüklerine. Orada PKK vahşetinin ağababalarını göreceksiniz.
Devletimiz, çağımızın en az yüzyıl gerisinde kalan bu geri, bu karanlık, bu çarpık komünist memurları beslemeye devam ederse, yarın PKK yerine, başka ihanet ocakları içinde kavrulabiliriz. Çünkü PKK''nın anası, fikir babası, emmisi, dayısı, bizim Türkiyeli komünistlerimizdir. Türk''e, Türk devletine, Türk birliğine, Türk vatanına...hep bön, müstehzi, kindar bakan komünistlerimiz!
Bu memur tasfiyesinden büyük endişelerim var. Korkuyorum...

