Kaydet
a- | +A

Senelerce evvel, Vietnam''dan önce Roesian Abdülgani adlı bir Endonezyalı''nın Hindistan''da İngilizce yayınlanan United Asıa adlı dergide "Amerika Birleşik Devletleri ve Güneydoğu Asya arasındaki ilişkilerin geleceği adlı" bir makalesi çıkmıştı. Bu makalede yazar Doğu''da Batı''nın aldırmadığı birçok değerlerin bulunduğuna şöyle işaret etmekteydi: "Güneydoğu Asya bir coğrafi terim hatta siyasi kavram olmaktan daha fazla bir şeydir. Bu Hint ve Çin''in yayılıcı kültürleriyle çok etkilenen milletler topluluğudur. Bunların etnik ortaklıkları vardır ve Malaya halkları olarak tanınırlar. Kültür ve sosyal çizgileri ortak olan bu milletlerin etnik menşeleri de ortaktır ve Tayland dışında hepsi de sömürge olmak bahtsızlığını tatmışlardır. Bugün bu milletlerin toplumları, kültürleri ve politikaları arasında bazı farklar mevcuttur. Bu farklar sömürgeciliğin son elli yılında belirmiştir. Bu farklar büyük değildir. Sömürgeciliğin Güneydoğu Asya''da birlik ve beraberlik hissini geliştirdiğini söylemek mümkündür, her ne kadar sömürgeciler "böl ve hükmet" kuralını uyguladılar ise de sömürgecilik ortak kader fikrinin yayılmasına mani olamadı. Güneydoğu Asya''ya Burma, Malaya, Tayland, Vietnam, Laos, Kamboçya, Filipinler ve Endonezya dahildir. Biz Güneydoğu Asyalılar sömürgeciliğe karşı daima ilk başarılı ihtilâl olan Amerikan bağımsızlık savaşını kendimize örnek almışızdır. Biz saf olabiliriz, belki kolayca kandırılabiliriz fakat ne olursa olsun Amerika''nın sömürge aleyhtarı sözlerine candan inanmıştır. Müttefikler tarafından İkinci Dünya Savaşı''nda söylenen hürriyetlere ve ümide dair zarif sözlere kalben bağlanmıştık. Bunlar dört hürriyet ve Atlantik Bildirisi belki bazı Batılı politikacılar için psikolojik savaş silahları idi fakat bizim için geleceğin değişmez planını teşkil ediyorlardı. Bunun içindir ki mesela Müttfefik Kuvvetleri Endonezya''ya ayak bastıklarında orada kendi kendini yöneten bağımsız bir devlet buldular. Sağa sola asılan Hollanda aleyhtarı yazılar ise Amerika''nın lehine yazılanlardan çok azdı. Batı ile Güneydoğu Asya''nın ilişkilerinde daimi bir sertlik ve gerginlik Batının Güneydoğu Asya''nın geleneklerine ve değerlerine yeter kıymeti vermemesinden doğmaktadır. Güneydoğu Asya''nın çok eski bir tarihi vardır ve sosyal ve kültür hayatı birçok bakımlardan Batı''dan üstündür. Batı para ekonomisi ve kâr gayesi üzerine kurulmuştur. (Bu fikirlerin Endonezyalı yazara ait olduğunu bir kez daha hatırlatalım. Ben kendi fikirlerimle uyuşmasa bile bir Güneydoğu Asyalı düşünürün fikirlerini aynen nakletmekte fayda görmekteyim.) Burada maddeci bir Batı ile manevi değerlere önem veren bir Doğu, dışa dönük hayat dolu bir Batı ile içe dönük, hayatı inkâr eden bir Doğu resmi çizecek değilim, bunda gerçek mevcut olmakla beraber böyle bir resim pek basit olur. Belirtmek istediğim Doğu''da, Batı''nın kuşaklar boyu maddi ve kültürel emperyalizmine rağmen birçok manevi davranış ve saiklerin mevcut olduğudur.

Güneydoğu Asya hâlâ bir piyasa değildir, kapitalist öncesi, endüstri öncesi bir aşamadır eski sosyal yapıların değer sistemleri şayanı hayret bir yasama kudreti göstermektedir. Maalesef bugün günümüzde Batı''dan bilhassa Amerika''dan ithal ettiğimiz şeyler değişiklik araçları ve kuvetlerdir fakat bunlar içinde faaliyette bulundukları toplumun parçası değildirler. Bunlar geleneksel bir hayatı devamlı olarak bozdukları için acılık ve gazaba sebep olmaktadır. Sosyal çatışmalar artmakta ve bu psikolojik acılıklara yol açmaktadır. Amerika ve vatandaşlarının kendi ekonomik ve kültürel ümitlerinin evrensel ve şaşmaz olduklarını düşünmeleri tehlikeli bir hatadır. Diğer toplumlar diğer tatmin şekilleri geliştirmişlerdir. Bütün milletlerin benzer ekonomik ve kültürel münebbihlere (uyandırıcı, uyarıcılara) aynı şekilde cevap vereceklerini belirlemek de yine hatalıdır. Sadece Batı''nın sayısal ve ekonomik kavramlarının muteber ve devrimsel olduğunu düşünmek büyük safsatadır. ABD yakın geçmişte Güneydoğu Asya''nın saiklerini ve enerjilerini değerlendirmede daima hata yapmıştır. ABD bu uyarıya aldırmadığından Vietnam''da yenik düşmüştür.