Afrika''ya kara kıta da denilmektedir. Bu, ora insanlarının tenlerinin kara olmasından ileri gelmektedir. Bende kara sıfatı Afrika''nın kara bahtını göstermektedir. Bu kıtaya Afrika adı Pön Savaşları (M.Ö. 264-146) sırasında verilmiştir. Afrika hakkında yeterli yazılı belge bulunmamasından dolayı kıtanın tarihi hakkında uzun bir müddet yeterli bilgiye sahip olunamadı. Ancak yirmibirinci yüzyılda başlayan araştırmalar neticesinde kıtanın tarihi hakkında bilgiler elde edilmeye başlandı. Bu bilgiler daha ziyade kıtanın kuzey kısımları ile ilgilidir. Güney ve Orta Afrika tarihinin son yıllara kadar olan kısmı hakkında henüz kesin bir bilgi yoktur.
Afrika, yeryüzünün ikinci büyük kıtası olup toplam 30.365.700 km2''lik yüzölçümü ile yeryüzündeki kara alanlarının beşte birini oluşturur. Toplam nüfusu (1994 tah) 683.021.000''dir. Mısır ve Nil nehri boyunca yapılan araştırmalar neticesinde varlıklarını M.S. 4. yüzyıla kadar sürdürmüş olan medeniyet kalıntıları bulunmuştur. 644 yılında kıtanın kuzey kısımları Amr bin As komutasında Müslümanlar tarafından fethedildi, ilk olarak İskenderiye alındı. Emeviler zamanında Kuzey Afrika tamamen Müslümanlar''ın ellerine geçti. Abbasiler devrinde de burada müstakil beylikler kuruldu. Onikinci yüzyılda ise Türkler Kuzey Afrika''ya yerleşmeye başladılar. Mısır''da kurulan Fatimi devleti yıkıldıktan sonra Eyyubi devleti kuruldu, sonra da Memluklü devleti buralara hakim oldu. 1517''de Osmanlı devleti Mısır''ı daha sonra Trablusgarb''ı aldı. Barbaros kardeşler de Cezayir ve Fas''ı Osmanlı yönetimine kattılar. 1514''te ilk kez Oruç Reis önce Cezayir''i aldı, 70 yıl sonra da Tunus Osmanlılar''a bağlandı. Ondokuzuncu asrın tamamında ve 20''nci yüzyılın başlarında buralar Osmanlılar''da kaldı. Sonra İngiliz, Fransız, İtalyan, İspanyol ve Almanlar''ın istilâsına uğradı. 1885''te Berlin''de Afrika haritada cetvelle taksim edildi. Avrupa devletleri köle ticareti ve sömürgecilik yaptılar.
Günümüzde Afrika''da sömürge devlet kalmamıştır. Fakat hırs, suiistimal ve adam kayırmak gibi kötülüklere dalanlar hep erkeklerdir. Fakat bu durum değişmektedir. Afrikalı kadınlar uyanmışlardır. İç savaşlardan ve fakirlikten kurtulmayı başarmaktadırlar. Artık mecburi evlilikler, ev içinde şiddet ve cinsel organların parçalanması gibi hususları kabul etmemektedirler. Gittikçe artan sayıda Afrikalı kadın, parlamentolara girmektedirler. Uganda''da 53 bakandan 16''sı kadındır. Bunlar arasında Başbakan Dr. Speciosa Kaziibwe de bulunmaktadır. Binlerce kişinin iç savaşta yok olduğu Ruanda''da 15 kadın milletvekili ve iki kadın bakan bulunmaktadır. Kenya''nın 224 üyelik Meclis''inde 9 kadın milletvekili vardır. Güney Afrika''nın 400 milletvekilinden 128''i kadın olup yedisi bakandır. Tabii bu oran 349 milletvekilinin yüzde 44''ünün kadın olduğu İsveç''in ortalamasından uzaktır. Ama Kenya''da bir söz vardır. "Bir kadını eğitirsen bir milleti eğitmiş olursun" derler. Kadınlara karşı şiddet ve zulme karşı kuvvetli Afrikalı kadınlar, çıkıp uğraşmaktadırlar. Afrika herhalde bu ortak sorumluluk ve daha iyi eğitimi benimsemiş kadın ve kız evlatlarının himmetleriyle kurtulacaktır. Bunu temenni ediyoruz.

