Daha 17 yaşında iken vatan müdafaasına koşan ve tam dört yıl savaşan Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil Hocamız daha sonra Fransa''ya giderek orada liseyi, hukuk fakültesini bitirdi ve La Question des Petroistr Boğazlar Meselesi başlıklı fevkalâde güzel bir doktora yaptı.
Ali Fuat Başgil hocamıza yazdığı bir mektupta, Paris''teki Ecole des Sciences Politiques (Siyasal Bilgiler Fakültesi) profesörlerinden Rene Pinon bu tezin önemini şu satırlarla anlatmaktadır: Sayın Bayım, Fransızlar''ın ilgi ve sempati ile milli yeniden doğuşunu takip ettikleri memleketimiz için Boğazlar Meselesinden önemli bir problem yoktur. Boğazları ortadan kaldırmak imkansız. Aynı zamanda Karadeniz''e kıyısı olan devletlerin serbest, hür deniz konusunda bir çare isteme ve aramalarını önlemek de imkânsız. Yine gemici ve tacir milletlerin mallarını götürmek ve oradan buğday, petrol, madenler almak için Karadeniz''e girmelerini önlemek de imkânsız. Çünki daha Homer zamanında Yunanlar oraya gider bunları alırlardı. Şu halde Boğazlardan serbest geçişin Türkiye''nin bağımsızlığı ile uygun olması için tanzim gerekmektedir. Lozan andlaşması bu sonsuz meseleyi halletmeye çalıştı. Bütün andlaşmalar gibi o da bir uzlaşmadır. Bugün zaman aşımına uğramış pek çoğu gibi zamana ve olaylara dayanabilecek mi? Bunu bilmek imkânsızdır. Fakat herhalde hakkaniyet, uzlaşma ve yatıştırma ruhu içinde yapılmıştır.
Batılı devletler bağımsızlığına düşkün bir devlet için Türkiye üzerindeki Boğazların mevcudiyeti ve İstanbul ve Çanakkale boğazlarından gemilerin serbest geçişlerinin getirdiği ipoteğin ağırlığını iyi bilmektedirler. Eğer aldanmıyorsam Boğazlar sebebiyledir ki "Yeni Türkiye''nin Kurucusu", Osmanlı devletinin başkentini çok uzağa Anadolu yaylalarına, oraya, zırhlıların çıkamayacağı bir yere, Ankara''ya taşıdı Bizans imparatorlarının ve Osmanlı Sultanlarının eski payitahtını terketti. Fakat denizin cazibesi ve geleneklerin kuvveti bir gün daha kuvvetli olabilirler mi? Ne olursa olsun Lozan andlaşmasından sonra bile Boğazlar Meselesi açık kalıyor ve bizim vatandaşlarımıza Boğazlar''ın onlar için ve başka devletler için önemini haklı olarak öğretiyorsunuz.
Rene Pinon
Siyasal Bilgiler Fakültesinde Profesör
30 Haziran 1928
Hocamız doktora tezini Yeni Türkiye''nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa''ya ithaf etmiştir: "A Gazi Moustfapha Kemal Pacha, Fonda teur de la Nouvelle Turquie"
Hocamız sonuçta şöyle diyor: Mekanizmasını incelediğim rejim temel bir prensibe dayanmaktadır: (Boğazların açık olması)Bu da iki garanti ile sağlanmaktadır. Birincisi önleyici mahiyettedir (askersizleştirme) diğeri cezalandırıcı mahiyettedir: (Milletler Cemiyetinin, Devletlerin kollektif eylemi olarak müdahalesi. Bu güzel tezi birkaç cümle içinde özetlemek kabil değildir sadece bunun devletler hukukuna büyük bir kontribüsyon olduğunu söylemekle yetinmek istiyorum. Ruhu şadolsun!

