Deniz Harp Akademisi''nden öğrencim değerli devlet adamı Oramiral Güven Erkaya''nın anısına...
"Gençliğe hitabe" Çankaya''da okunduğu akşam Atatürk coşmuş konuşuyordu ve başkalarına diğer akşamlarda verdiği konuşma fırsatını vermiyordu. "Tarihi yaşadığımız gibi yazdık, fakat geleceği Cumhuriyete inananlarla onu koruyanlar ve yaşatacaklara emanet etmek lâzımdır" diyen Atatürk "Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müsbet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız" sözlerini ekliyordu. (Prof. Dr. Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, 1968. Ankara s.266). Atatürk Türk milletinin medeni milletler arasında yerini alabilmek için "muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkartmak" gereğine inanıyordu. Bu konudaki sözleri şöyledir: "Binaenaleyh biz her vasıtadan yalnız ve ancak bir noktai nazardan istifade ederiz. O noktai nazar şudur: Türk milletini medeni cihanda layık olduğu mevkiye isal etmek (yükseltmek) ve Türk Cumhuriyeti''ni sarsılmaz temeller üzerinde her gün daha ziyade takviye etmek ve bunun içinde İstibdat fikrini öldürmek." Atatürk kendi yetiştiği devrin müsbet ilimlerini mesleki ihtisası bakımından bellediği vakit berrak ve müsbet bir görüşe sahip olabildiğini ve herhangi bir meseleyi riyazi bir katiyetle halletmeyi hedef tuttuğunu söylerdi. Milletin, modern teknik bilgili fertlere ihtiyacı olduğunda şüphesi olmayan Atatürk ihtisasın önemini takdir ederek hükûmetinin yapıcı unsurlarına en çok değer vermiştir. (Enver Ziya Karal, Atatürk''ten Düşünceler 3. baskı 1969 s. 76). Atatürk "Akıl ve mantığın halledemeyeceği mesele yoktur" derdi. Ama o yine aklın rehberinin bilgi ve ilim olduğunu da kabul etmiş bulunuyordu. Atatürk muvaffak olmayı prensip edinmişti. Başarılarının kaynaklarını daima iki esasta bulurdu: 1-Bilgi ve ilim, 2. Vatan ve millet sevgisi.
Atatürk insanların hayatına faaliyetine hakim olan kuvvet ibda ve icat kabiliyetidir" demiştir.
Atatürk kadın erkek tam eşitliğine inanmıştı. "Bir içtimai heyet aynı gayeye bütün kadınları ve erkekleri ile beraber yürümezse terakki, temeddün etmesine (medenileşmesine) fenni imkân ve ilmi ihtimal yoktur" demiştir (Karal adı geçen eser s. 81) Bilindiği gibi çağdaşlık olumlu yeni düşüncelere fikirlere açıklıktır. Bu konuda büyük Atatürk 1922 Ekim''inde şöyle demiştir: "Hiçbir delil-i mantıkiye istinat etmeyen bir takım ananalerin, akidelerin muhafazasında ısrar eden milletlerin terakkisi çok güç olur, belki de hiç olmaz. Terakkide kuyut ve şurutu aşamayan milletler hayatı makul ve ameli müşahede edemez. Hayat felsefesini vâsi gören milletlerin taht-i hakimiyet ve esaretine girmeye mahkumdur". Burada Milli Eğitimin laikleştirilmesi fikriyle birlikte Atatürk Milli Eğitimin hedefini de vermektedir. Bu hayatı makul ve ameli müşahede edebilmektir.
Atatürk''ün daha 1921 Temmuz''unda çocuk ve gençlerimizin yetiştirilmesi için verdiği direktifler yerine getirilmediği ihmal edildiği için memleketimiz düşman kamplara bölünmüş anarşi ve bölücülük yüksek boyutlara ulaşmıştır. Atatürk''ün hiçbir zaman unutulmaması gereken eğitim deriktifleri şöyledir: "Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara bilhassa mevcudiyeti ile, birliği ile tearruz bilimum yabancı anasırla mücadele lüzumunu ve efkâr-ı milliyeyi kemel-i istiğrak (coşku, kendinden geçme, vecit) ve fedakârane müdafaa zarureti telkin edilmelidir." (Karal adı geçen eser, s. 77)

