Çin, 1 Ekim 1949''da komünist rejim altına girmişti. O zaman nüfusu 550 milyondu. Bugün Çin''in nüfusu 1 milyar 300 milyondur, demek ikiye katlanmıştır. Birkaç ay öncesine kadar Çin''de evlilerin sadece tek çocuk yapmalarına müsaade ediliyordu, buna rağmen nüfus iki misli olmuştur. Birkaç ay önce iki çocuk müsaadesi verildi. 1949''da gayrisafi milli hasıla 32 milyar dolardı, bugün bu 961 milyar dolara yükselmiştir, 30 misli bir yükseliş göstermiştir.
1949''da ekonomide yüzde 50.5 tarım, yüzde 28.6 hizmetler, yüzde 20.9 sanayi sektörleri iş görmekte idiler. Günümüzde bu tersine dönmüştür. Sanayiin payı yüzde 49.2, hizmetlerin payı yüzde 32.8, tarımın payı ise yüzde 18''dir. Çin Halk Cumhuriyeti''nin (ÇHC) artık bir sanayi ülkesi olduğu bu istatistiklere dayanılarak kolayca söylenebilir. Bütün bunlar Mao''nun "Büyük Serdümen"sıfatına atfen kendisine "Küçük Serdümen" denilen cüce Deng''in nezaret ve gözetimi altında gerçekleşmiştir. Onun onayından geçmiştir. (Bak. Yılmaz Altuğ, Çin Sorunu, İstanbul, 1995, 4''üncü bası s. 260) ÇHC, piyasa ekonomisine dönmüş ve bunu uygulamaya başlamıştır. Fakat Çin Komünist Partisinin 14''üncü Kongresi Ekim 1992''de yapılırken en garip ve en hayret veren vecize bir Çinli ekonomist tarafından ortaya atılmıştır. Bu vecize şöyledir: "Sosyalist sistemde kurulan bir piyasa ekonomisi kapitalist sistemde kurulan bir piyasa ekonomisinden daha iyi işler. "14''üncü Kongrede, Halkın Büyük Salonu denilen muazzam toplantı sonunda iki bin delege "sosyalist piyasa ekonomisinin" erdemlerini öğrendiler, Çin dünya ekonomisine yetişmek çabasındadır. Fakat Batı anlamında çok partili gerçek bir demokrasiden çok uzaktadır. Deng ölmeden "Çin yaşadıkça sosyalizm de yaşayacaktır" diyerek komünizme inancını belirtmiştir.
Bugün ÇHC resmen ateisttir, Allah tanımaz. Böyle olmakla beraber birçok katolik, protestan kilisesi açık veya gizli çalışmaktadır. Çinde bir maneviyat buhranı olduğu şüphesizdir. 50 yıl önce Mao ve arkadaşları Tiananmen meydanında sosyalizmi ilan için toplandıklarında ekonomileri sağlıklı değildi, müttefikleri yoktu fakat inançları vardı. Bugün inançsız halk gizli tarikatlara koşmaktadır. Ateizm resmen devletin dini olmakla beraber halk Falun Gong gibi tarikatlara milyonlarca sayıda katılmaktadır. Başkan Jiang''ın halefi olması beklenilen Hu Jintao şöhretini Dalai Lama''nın takipçileri Tibet Budistlerini imha etmekle, Falun Gong tarikatına mensupları yok etmekle yapmıştır. O kadar ki bir sivil olmakla beraber yükselişinin de bir nişanesi olarak Merkezi Askeri Komisyonun başkan yardımcılığına getirilmiştir. Pek çok Çinli budizme, Taoizme ve yeni birçok dine kurtarıcı gözü ile bakmaktadırlar. 1982''de Çin anayasası din hürriyetini müsaade etmek için tadil edilmişti. Dinler rejimi destekledikçe dini hürriyete müsaade edilmektedir. Ama bu hükümetin zaman zaman dine karışmaması demek değildir.
Son 18 yıl içinde Çin 1000 katolik din adamının çalışmasına müsaade etmiştir ama Çin''de çalışacak katolik papazlar Papaya bağlılık yemininden vazgeçmelidirler. Bu yüzden yeraltında gizli çalışanlar mevcuttur. Falun Gong''un geçen Nisan ayında 10 bin üyenin kitle halinde meditasyon yapmaları Çinli komünist liderleri korkutmuştur. Çinli liderlerin ikametgahları olan Zhongnanhai bölgesinin hemen yakınında binlerce tarikat üyesi mobilize edebilen bir tarikat Falun Gong''un rejimin çok zayıf olduğunu ve tehditlere karşı kendini savunamayacağına da inanabileceğinden endişe etmektedirler. Çinde din hürriyetine karşı resmi tutum iki kelime ile özetlenebilir: Kontrol ve istikrar. Çin, kaostan endişe etmektedir.
Çinde dindarların sayısını bilmek güçtür. Doğu Türkistan''da da milyonlarca müslüman yaşamaktadır ve bunlara türlü işkence ve eziyet edilmektedir. Çin''in yerli inanışları Konfüçyüzm, Taoizm ve Budizm''dir. Qufu''da 600 yaşındaki birch ağaçları arasında Konfüçyüs''ün 77 kuşak akrabaları gömülüdür. Kültür ihtilalinde bunların mezarları tahrip edilmiş, genç Kızıl Muhafızlar Konfüçyüs''ün mezarını açmışlar ve Çinlilere mezarın boş olduğunu göstermişlerdir. Bu surette Konfüçyüs''e inanmamalarını istemişlerdir. Fakat sonradan bunlar tekrar tamir edilmişlerdir, Konfüçyüs mezarında olmayabilir fakat Çin milletinin kalbindedir.

