Kaydet
a- | +A

Jammu ve Keşmir halkının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi''nin (BMGK) 1948 ve 1949 tarihli kararlarına göre kendi geleceğini kendi tayin (Self determination) hakkı vardır. Fakat Keşmir''in Hindistan işgalindeki bölgesinde bunu talep için barışçı şekilde hürriyet şarkıları söyleyen halk kafilelerine Hindistan ordusu ve polisi tarafından ateş açılmış ve yüzlerce insan bilhassa çocuklar öldürülmüştür. Yeni Delhi, Keşmir halkını Pakistan''ın kışkırttığını iddia etmektedir. Bu doğru değildir. Yabancı medyalardaki objektif raporlar Keşmir''deki kaynaşmanın yerli kaynaklı olduğunu açıklamaktadır. Pakistan, Jammu ve Keşmir halkının kendi geleceğini kendi tayin hakkını desteklemektedir. Bu, bölgenin geleceğinin Jammu ve Keşmir halkı tarafından serbest ve tarafsız bir plebisitle tesbitini öngören BMGK''nın 1948 ve 1949 tarihli kararlarına dayanmaktadır. Bu BM kararlarının esas noktaları şöyledir: 1-Keşmir hakkındaki şikayet Güvenlik Konseyi''ne Hindistan tarafından yapılmıştır. 2-BMGK sarahaten ve zımnen Keşmir''in Hindistan toprağı olduğu iddiasını reddetmiştir. 3-BMGK kararları Keşmir anlaşmazlığının çözümü için (kendi geleceğini kendin tayin et) kuralını bir çözüm ilkesi olarak kabul etmiştir. 4-Kararlar anlaşılmış ve belirtilmiş şartlar altında bir plebisitin Hindistan ve Pakistan arasında yapılmasını öngörmektedir. 5-BMGK, Hindistan''ın işgali altındaki Keşmir''de zaman zaman organize ettiği "seçimlere" iştirakle Keşmir halkının "kendi kaderini kendin tayin et" hakkını kullandığı iddiasını reddetmiştir. 1989 senesindeki "seçimlere" Keşmirli seçmenlerin ancak yüzde 0.2''si katılmıştır. Bu, Hindistan iddiasının en açık reddidir. 6-Pakistan BM kararlarına uymaya devam etmektedir. Bu kararlar Hindistan için de bağlayıcı mahiyettedir. 7-2 Temmuz 1972 tarihli Pakistan''la Hindistan arasındaki Simla anlaşması (ki Pakistan katılmaya devam etmektedir) Jammu ve Keşmir''in ihtilaflı bir toprak olarak statüsünü değiştirmemiştir. Anlaşmanın 6. paragrafı "Jammu ve Keşmir" konusunda "Nihai anlaşmayı" anlaşma bekleyen çok önemli bir mesele olarak zikretmektedir. -Paragraf 4 (ii) bir "kontrol hattından" milletlerarası bir sınırdan" farklı olarak söz etmektedir. Ayrıca aynı paragraf sarahaten "her bir tarafın tanınmış pozisyonunu" korumaktadır. Pakistan''ın tanınmış pozisyonu BM ve genel olarak dünya toplumu tarafından tanınmış bir pozisyondur. -Madde 1 (iv) "her iki memleket arasındaki ilişkileri son 25 yıldır önemli meseleler ve ihtilaf sebepleri" dediğinde açıkça Keşmir meselesine atıf yapmaktadır.

8-Simla Anlaşması Keşmir meselesinin BM''de ele alınmasına mani olmuyor. -Paragraf 1 (1) açıkça taraflar arasındaki ilişkileri BM Anayasasının (Charter) yöneteceğini hükme bağlıyor. -Anlaşmazlıkların barışçı yollarla hallini ön gören Paragraf 1 (ii) ihtilafların ve anlaşmazlıkların BM Anayasasınca sağlanan vasıtalarla barışçı yollarla halline mani olmamaktadır. -BMGK, gündemindeki Keşmir meselesine el koymaya devam ediyor. -BM Anayasası 34 ve 35. maddeler BMGK''yı herhangi bir ihtilafı bağımsız olarak kendiliğinden veya bir üyenin talebi üzerine soruşturmaya özel olarak yetkili kılmaktadır. Bu hükümler iki taraflı bir anlaşma ile bertaraf edilemez. -BM Anayasası 103. m''ye göre BM üyesi devletlerin bu anayasaya göre vecibeleri bir iki taraflı anlaşmadaki vecibelere nazaran daha önce dikkate alınır. 9-Keşmir Kontrol Hattındaki Hindistan ve Pakistan''daki askeri gözlemciler grubu (UNMOGİP) Keşmir meselesine BM müdahalesinin açık bir delilidir. 10-Hindistan "Keşmir devleti Hindistan Birliği''nin ayrılmaz bir parçasıdır ve başka müzakereye lüzum yoktur" iddiasındadır. Böyle katı bir yaklaşımı olan Hindistan''ın dünya kamuoyunu aldatmak için ileri sürdüğü ikili müzakereden ne ümit beklenir? 11-Simla anlaşması, 28 yıl önce imzalandığından bu yana Hindistan Keşmir meselesinin Pakistan''la Hindistan arasındaki görüşmelerle hallini ve işin hiçbir dış etki olmadan çözümünü ileri sürmektedir. Hindistan meselenin milletlerarası bir foruma intikal etmesine son derece alerjiktir. Nitekim Nelson Mandela''nın 1998''de Güney Afrika''daki NAM Konferansında Keşmir''den bahsetmesi Hindistan''ın tepkisine sebep olmuştur. 12-Mayıs 1998''de önce Hindistan sonra Pakistan''ın nükleer denemeleri üzerine yapılan milletlerarası tazyik Hindistan''ı Keşmir meselesini halletmeye de mecbur edecek diye düşünüldüyse de bu gerçekleşmedi. Büyük devletlerin Keşmir işiyle aktif ilgileri olmadan bu mesele hal edilemez fikrindeyiz. Clinton''ın bu işe yatkın olduğunu da düşünüyoruz.