Kaydet
a- | +A

Bugün ülkemizde çeşitli fikir akımları mevcut. Maalesef bu fikir akımlarının çoğu yabancı menşeli. Halbuki Türk toplumunu, çağdaş uygarlık seviyesine çıkarmak için millî bir yöntem mevcut. Hem de 77 yıldır mevcut bu yöntem Atatürkçülüktür. Maalesef bazı Türk öğrenciler onun yolundan ayrılmış ve yollarını şaşırmışlardır. Biz bu yazımızda Büyük Atatürk''ün şöhretli yabancı hayranlarından bazılarını dile getirmek istiyoruz. George Duhamel "La Turquie Nouvelle Puissance d''Occident" adlı eserinde: "Mustafa Kemal''in tasarladığı düşünce devrimi, zaten gerekliydi diye, bazı Batılılar''ın basit bulabilecekleri bir devrimi içine alıyordu. Kendisine haklı olarak Atatürk, yani Türkler''in Ata''sı denen Mustafa Kemal, girişim ve umutlarının gürültüsüyle ortalığı ayağa kaldırmadan çalıştı. Dünyada, insana şaşkınlık veren bu eser hakkında pek az şey bilinişi de herhalde bundandır. Bu eser, İngiliz, Fransız ya da Rus devrimcilerinin eserine hiçbir bakımdan benzemez. Bu ülkelerden hiç biri, dile, yazıya dokunabilmeyi akıllarının kıyısından bile geçirmemiştir. Ne Cromwell, Ne Robespierre ve ne de Lenin ile arkasından gelenler, önderlik ettikleri ulusu, bilim felsefesi, düşünce yöntemi, kısacası bahtını değiştirme yoluna götürmeye kalkışmamışlardır. Mustafa Kemal bunu yapan ve başaran adamdır" demektedir. Hans Froemgen "Soldat und Fahrer" adlı kitabında Atatürk''ün getirdiği uygarlığı şöyle anlatıyor: "Dizginleri tutulamayan bir istek ve enerji ile Mustafa Kemal, ayağı ile Doğu''nun bütün pisliklerini yolu üzerinden süpürüyor. Sonra da boşalan devlet örgütüne uygarlığı, sonuçlarıyla tam bir bütün olarak işleyen bir makine gibi sokuyor. Bu öyle bir ödev ki, matematikçi Mustafa Kemal''i, savaşın bütün cebir sorunlarından daha çok çekiyor. Onun getirdiği uygarlık, geçmişin, gelişim sorunlarının çamuru ile yüklü olmayan tam bir uygarlıktır." "Mustafa Kemal ou L''Orient en Marche" adlı eserinde Paul Gentizon: "Mustafa Kemal, bir toplumu Batı''dan aldığı düşüncelere göre yavaş yavaş ''ıslah'' etti. Dogmayı akıldan, dini politikadan, dünya ile ilgili olanı ahretle ilgili olandan, ruhu "lafız"dan ayırdı. Ülkesindeki kurumlara, alışkanlıklara, geleneklere, her çeşit dinsel anlayışın dışında yeni ve akla uyarlı bir biçim vermeye çalıştı." diye yazmaktadır. "Kurt ve Pars-Mustafa Kemal" adı ile Türkçe''ye çevrilen kitabında Benoist-Mechin: "Tarihte, Mustafa Kemal kadar kesin bir şekilde imparatorluk düşmanı olan insan çok azdır" görüşünü şöyle açıklamaktadır: "Daha doğrusu, milliyetçi olduğu ölçüde imparatorluk düşmanıydı. İçinden gelen bir sese uyarak, ulus çerçevesini aşan şeylerin tümüne düşman kesildi, ülkesinin yıkılmasına sebep, buna ters düşüncelerin olduğunu da biliyordu da ondan. Kesin ve tek amacı, Türkiye''yi bağımsız, bağdaşık ve çağdaş bir ulus, sağlam ve geçmişteki engellerden kurtulmuş sınırları olan bir ulus haline getirmekti." Eduard Herriot''un Orient''te yazdığı gibi "Atatürk''ün yaptığı işler bir müdavi doktordan çok bir cerrahın yaptıklarıdır."

"Kemal Atatürk-An Apprecation" adlı eserinde Sir Percy Loraine şöyle diyor: "Atatürk''ü diktatör sayanlar olmuştur. Bence bu hem yanlış, hem de yanıltıcı bir görüştür. Kabul edelim ki, günümüzde "diktatör" sözcüğünün yeterli bir tanımı yapılmış değildir. Ama Hitler''e, Mussolini''ye diktatör denmesine hiç kimsenin karşı çıkabileceğini sanmıyorum. Devrimler hiçbir zaman yumuşaklıkla olmaz. Bu yüzden başlangıçta, Anayasanın ve organlarının yürürlüğe girmesinden önceki günlerde, Atatürk''ün zaman zaman kendi "inisiyatif"ine dayanarak kesin hareket etmek zorunda kaldığı olmuştur. Yine de kanuna aykırı davranışlarda bulunmaktan kaçınmıştır." Atatürk''ün yürürlüğe soktuğu ilk anayasa 20 Ocak 1921 Anayasası''dır. O''nun en büyük devrimi "Hâkimiyet bilâ kaydü şart milletindir" sözünde ifadesini bulan millî irade devrimi ile gerçekleşen ve 23 Nisan 1920''de toplanan ilk Büyük Millet Meclisi''dir. Bugünkü hür ve bağımsız Türkiye''nin temeli 23 Nisan 1920''de atılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk''e ve yardımcılarına rahmet ve ebedi minnetler!