12 Ekim''de Pakistan''da bir askeri darbe oldu. Genelkurmay Başkanı General Müşerref, Başbakan Muhammed Navaz Şerif''i Başbakanlıktan düşürerek tutukladı. Buna sebep Sri Lanka''dan dönmekte olan General Müşerref''in Genelkurmay Başkanlığı''ndan azli idi. General Müşerref''in uçağının Karaçi''ye inmesini önlemek isteyen Şerif, bunu başaramadı. Uçak önce Hindistan''a sonra Nawalbshah''a yönlendirilmek istendi, Karaçi Havaalanının ışıkları söndürüldü, havaalanına bariyerler kondu. Müşerref ve 200 sivil yolcu bir saat kadar Karaçi milletlerarası Havaalanı üstünde dolanıp durdular. Benzin çok azaldı. Müşerref darbeden beş gün sonra "Allah''a şükürler olsun ki uçak salimen inebildi, yedi dakikalık benzinimiz kalmıştı" dedi. Şimdi Şerif, uçak kaçırma öldürmeye teşebbüs gibi suçlardan yargılanmaktadır. Şerif''le birlikte yedi kişi daha yargılanmaktadır. Şerif, Pakistan''da sevilmemektedir, onun için halk yargılama ile hemen hiç ilgilenmemektedir. Şerif, birçok anti-terör mahkemeleri kurmuştu, şimdi onlardan birinde yargılanmaktadır. Washington, İslamabad''dan yargılanmanın adil olmasını istemiştir. Şerif aslında tam bir diktatördü, ardına Pakistan Müslüman Ligi''ni almış ülkede sert bir yönetim kurmuştu, anlaşamadığı Cumhurbaşkanını azletmişti. Şimdi Lig, Şerifi savunmak için hazırlık yapmaktadır. Parti sözcüsü ve eski din işleri Bakanı Raja Zafarul Hak: "Bu şartlar altında adil bir yargılama olacağını zannetmiyorum" demektedir. Beklenilen ya ömürboyu hapis ya da ölüm cezasıdır. Şerif için asıl suçlama bankalardan aldığı ikrazları ödememedir. Bunu ailesi de yapmıştır. Darbeden sonra Müşerref, borçlulara borçlarını ödemek için bir aylık bir süre tanındığını ilân etmiştir. Şerif ve ailesi milyarlarca rupi borçludurlar ve bunu ödemek istemektedirler. Gazeteler Şerif''in yeğeninin bir mektubunu yayınladılar. Bunda yeğen 16 Kasım vadeli borçları ödemek için izin istemektedir: "Bizim iş merkezlerimiz kapalı, banka hesaplarımız dondurulmuş ve biz de tutuklu olduğumuzdan borçlarımızı ödememiz hemen hemen imkânsızdır" demektedir. Bu ara İslamabad''da birçok bomba bilhassa ABD elçiliği civarında patlamıştır. Müşerref, Türkiye''yi ziyaretinde bizim devlet adamlarımıza demokrasiyi kuracağını söylemekle beraber bir tarih vermemiştir. Hukukçular askeri hükûmetin uçak olayı yerine Şerif''in mali suiistimallerinin ele alınmasını istemektedirler. "Aksi halde Şerif kendini bir kurban olarak gösterecektir" demektedirler. Başkan Ziya-ül Hak Başbakan Zülfikar Ali Butto''yu 1979''da astırmış ve Butto ülkesinde bir kahraman olmuştu...
Domino teorisinin Asya''da yayınlanan aşırı sol komünizme uygulandığı söylenmiştir. Ama bunun aksi kuzey dünya yarısında Avrupa''da cereyan etmektedir. Fransa''da iç çekişmelere rağmen Milli Cephe durmadan oy kazanmaktadır. Avusturya''da 3 Ekim''deki seçimlerde aşırı sağ Hürriyet Partisi yüzde 27 oyla ikinci parti olmuş, şimdi de son derecede muhafazakâr İsviçre Halk Partisi 1995''teki oyların yüzde 15''ini almışken 24 Ekim''deki seçimlerde oyların yüzde 23''ünü alarak parlamentodaki sandalye sayısını 29''dan 44''e yükseltmiştir. 1971''den başlayarak İsviçre Halk Partisi sağ''ın önemli bir kısmını temsil etmektedir. Bu yılki seçimleri dört çocuk babası 59 yaşındaki kimya fabrikası sahibi işadamı Christop Blocher başkanlığında üç "hayır"la kazanmıştır. Bu üç "hayır" şunlardır: Avrupa Birliği''ne girmeye hazır; daha fazla mülteciye "hayır", İsviçre''nin yüksek vergilerine "hayır". Kosova''dan Nisan ile Temmuz arası gelen 24.000 mülteci ile mülteci sayısı 182.000''e yükselmiştir. Ülkelerin bir çoğunda sağın kazanmasına mukabil Portekiz''de Ekim seçimlerini yüzde 43.9 oyla Sosyalistler kazanmıştır, parlamentoda 111 sandalye almışlardır. Komünist parti oyların yüzde 9''u ve 17 sandalye yeni kurulan sol bloksa iki sandalye kazanmıştır. Bunlar sosyalistlerin oylarını azaltmışlardır. Sosyalistlerin rakipleri Sosyal Demokratlar (ki ortanın sağında yer almışlardır) oyların yüzde 32.3''ünü ve 79 sadalye kazanmışlardır. Sağcı Halk Partisi oyların 8.3''ünü ve 15 sandalye elde etmişlerdir. Bu durumda Başbakan Antonio Guterres bir azınlık hükümeti kurmak durumunda kalacaktır. Guterres, "kuracağım hükümet iki yıl dayanmaz" demiştir.

