Ülkemizi sarsan ve 16 bin vatandaşımızın ölümüne ve 26 bin vatandaşımızın yaralanmasına sebep olan son depremin beklenmedik güzel bir neticesi oldu. Komşumuz Yunanistan hemen yardıma koştu. İşin ilginç tarafı hemen yardıma koşanlar önce halk oldu. Nitekim bir Yunan gazetesi bunu "Depremzedelere yardıma Yunan halkı bizden önce koştu" diyerek açıkladı. Bu, Dışişleri Bakanımız İsmail Cem''in güzel ifadesi ile "bir sevgi patlaması" idi. Yine Atina da bir deprem ile sarsılınca Türk halkı hemen yardım elini uzattı. Bu olaylar Türk ve Yunan halklarının dostluk istediklerini çok güzel göstermektedir. Nedense son 25 yıldır Yunan resmi makamları bir gerginlik politikası yürüttüler. Bu iki tarafa da bir şey kazandırmadığı gibi her iki taraf da barışa, sağlığa, eğitime harcayacakları trilyonlarca parayı silaha verdiler. Halklar artık yumuşama, dostluk istiyor. Bir zamanlar Yunanistan''dan çok dost sözler duyardık. Yunanistan''ın yetiştirdiği dünya çapındaki bir bilge kişi olan Devletler Hukuku Profesörü Nicolas Politis Montreux anlaşması müzakerelerinde Yunanistan''ın baş temsilcisi ve Konferansın Başkan Yardımcısı idi. Bakın orada neler söylemiş: "Devletler kavgaya atıldığında onlara başarı dilenir, onların yanı başında davranışlarını, eylemlerini kolaylaştırmak ve imkanlar ölçüsünde kendi gücünü onların gücüne katarak işi iyi yolda yöneltmeye çalışılır. Benim gözümde yıllardan beri ülkeme sarsılmaz dostluk bağları ile bağlı bulunan Türkiye''den daha çok böyle bir yardım hak etmiş ülke olamazdı. Bu başarıdan sonra Türkiye buradan dünya gözünde moral açıdan daha da yücelmiş olarak, uluslararası haklılığın sancaktarı, uluslararasında uzlaşmanın koruyucusu ve barışın düzenlenmesinin savunucusu olarak çıkmaktadır. Türkiye''yi Dünyanın gözünde yücelten her şey dostları için bir kazançtır; işte bana burada elimden geldiğince çalışma gücünü veren açıkça söylemek isterim ki bu duygu olmuştur. Çünkü Türkiye''nin kazancı dolaylı olarak benim ülkemin de kazancıdır. (Montreux Zabıtları-Çevirenler. Seha L. Meray, Osman Olcay, Ankara, 1976 s. 276).
"Türkiye''nin kazancı dolaylı olarak benim ülkemin de kazancıdır" diyen büyük devletler Hukuku alimi Politis''in bu gerçekçi sözleri daha sonra da Yunan devlet adamları tarafından benimsenmiştir. Nitekim 24 Temmuz 1954 tarihinde Türk basınında Yunan Dışişleri Bakanı Bay Stefanopulos''un Türkiye''nin Atina Büyükelçisi Taray ile görüştükten sonra Türkiye ile Yunanistan''ın askeri antlaşmanın metnini NATO''nun tasvibine sunmak hususunda anlaştıklarını ve her iki hükümetin ortak bir hareketle metni Paris''te bulunan NATO Daimi Konseyi''ne verdiklerini söylemiştir. Bu münasebetle bay Stefanopulos "Yunan-Türk dostluğunun çok müsait bir seviyeye doğru yükseldiğini ve her iki devletin bir gün birleşerek tek bir devlet halini alacaklarını" sözlerine ilave etmiştir.
Nitekim günümüzde de Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis''in "Depremin ardından iki ülke 2.5 metre kadar yaklaştı" diyenlere "2.5 metre yetmez iki ülke daha fazla yaklaşmalı" dediği bilinmektedir.
Türk ve Yunan kamuoyları dostluğu mutlaka ihya edeceklerdir. Nitekim Büyük Atatürk ve Venizelos Milli mücadeleden hemen sonra Türk Yunan dostluğunu kurmuşlardır. Venizelos 1930 Ekim''inde Ankara''ya gelmiş bir dostluk anlaşması imzalanmış. 1931''de de Başbakan İnönü Yunanistan''ı ziyaret etmiştir. 1934''te de Balkan paktı iki ülkeyi daha yakınlaştırmıştı.
Bu yazımı, Türk-Yunan dostluğuna çok kıymet veren hatta bu konuda Fransa
Sorbon''da Charles Rousseau, Maurice Duverger ve Madam De Labaders gibi çok kıymetli profesörlerin teşkil ettikleri jüri önünde Yunan-Türk Federasyonu Projesi adlı doktora tezini pek parlak şekilde savunarak doktor olan ve geçen yıl vefat eden değerli arkadaşım Haluk Hün''ü anarak bitirmek istiyorum.

