Kaydet
a- | +A

Ehud Barak''ın İsrail başbakanlığına seçilmesi Filistinlilerde büyük ümitler doğurmuştur. Oslo anlaşmalarına göre Filistin Yönetimi bugün işgal altındaki toprakların büyük kısmında otoritesini icra etmeli idi. Halbuki Filistin yönetimi Batı Şeria''da toprakların sadece yüzde onunu Gazze''de ise yüzde 60''ını kontrol etmektedir. Tabii kaynaklara gelince bunlardan en değerlisi olan suyun taksiminde büyük eşitsizlik ortaya çıkmaktadır. Batı Şeria''nın su rezervlerinin yüzde 55''i İsrail''e yüzde 23''ü Batı Şeria''daki 170.000 kolona, yüzde 22''si ise 1,2 milyon Filistinliye tahsis edilmiştir. Kolonlar işgal altındaki Yahudi yerleşim merkezindeki Yahudilerdir. Nablus yakınındaki bir köyün muhtarı "Bu yıl çok kurak geçiyor. İsrailliler ne yeni kuyu açtırıyor, ne de elimizdekileri 20 metreden fazla kazdırıyorlar, Kolonlar ise 80 metreye kadar inebiliyorlar" demiştir. İnsanların kontrolü de çok sıkıdır. Batı Şeria insanları Kudüs''e girmekten memnundurlar. Kudüs bütün başlıca yolların kavşağıdır. Batı Şeria''da yaşayan Filistinliler Kudüs''e giremeyip şehrin etrafındaki dar, tehlikeli, bozuk yolları kullanmaya mecburdurlar. Bu, seyahatlerinin süresini iki misline çıkarmaktadır. Halbuki kolonlar bir çiftlikten öbürüne asfalt geniş yollardan gidip gelmektedirler. Gazze şeridinde 5000 kolon, toprakların yüzde 40''ına sahiptir. Yarısı muhacir bir milyondan fazla Filistinli ise pis sokaklarda sıkışıp durmaktadırlar. Buraları iki kez, Avrupa Konseyi''nin Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu ve yine Avrupa Konseyi''nin Mülteciler ve Demografi Komisyonu ile 1980''lerde ziyaret etmiştim, durumu o zamandan beri maalesef değişmemiştir. Bu Filistinliler Batı Şeria''dan buraya gelmişlerdir, dönmeye yetkileri yoktur. Denizle kendilerini İsrail''den ayıran dikenli teller arasında sıkışmış bu insanların hali fecidir. Sebze üreticisi bir Filistinli "Arafat, Gazze''yi Singapur yapmak istiyordu ama maalesef Bangladeş olma yolundayız" demektedir. Ailelerini yaşatmak için her sabah 50.000 kişi İsrail''e çalışmaya gitmektedir. Bu işçilerin 30 yaşından büyük ve bir çocuk sahibi olmaları şarttır. Bunlara manyetik kartlar dağıtılmakta ve şafakta turnikelerden geçerek İsrail''e dahil olmaktadır. Batı Şeria ve Gazze''de yaşayan üç milyon Filistinlinin hepsi sınırlarda aynı sert muameleye tabi değildirler. Bunlardan 100.000 kadarı İsrail''e girmeye ve içeride bir yerden diğerine gitmeye mezundurlar. Çoğu İsrail''i saat 22''den önce terketmek mecburiyetindedir. Birkaç bin Filistinli İsrail''de gece kalabilir ve özel otomobilleriyle dolaşabilirler. Bunlar Filistin Yönetimine mensup bir avuç kişidirler. Bir Filistinli öğretim üyesi "Bu statü değişiklikleri masum değildir. Filistin toplumunu bölmeyi amaçlamaktadır. Yöneticileri imtiyazlı bir grup olarak göstererek bunların güçlüklerle ve aşağılamalarla uğraşmamalarının olmadığını belirtmek isterim" demiştir. Bunları Netanyahu değil Oslo anlaşmalarından sonra Rabin koymuştur. Batı Şeria''da yaşayabilir bir Filistin devletinin kurulmasına ve 1967 sınırlarına dönülmesine mani olan tek başına Netanyahu değildi. Netanyahu sadece 20 kadar Yahudi yerleşme merkezi açmıştır. Bilhassa Rabin ve Peres yönetimlerinde 1992''den 1996''ya kadar bu merkezlere yerleşen kolonların sayısı 112 000''den 155 000''e yükselmiştir. Filistin Kurtuluş Örgütü''nün Washington müzakerelerine katılmış olan delegesi Hasan Hatip "Kudüs, sınırlar, mültecilerin dönüşü, koloniler konularında Barak''ın tutumu çok sert olacaktır" demektedir. Hasan "Fikrimce Yahudi yerleşme merkezleri konusunda Barak Rabin''inkine benzer bir tutum içinde olacaktır: Kolonların faaliyetine mani olmama fakat alenen desteklememe. Barak saygın bir şahsiyettir, sözünde durur.

Suriye ile de müzakerelere girişecektir. İşçi Partisi''ndeki dostlarıma göre Barak henüz ne İsraillilerin ne de Filistinlilerin gerçek bir barış için tavizler vermeye hazır olmadıkları fikrindedir. Başarmak için sekiz yıl iktidarda kalmak istemektedir" sözlerini ilave etmektedir. Filistin Konseyi''nden Mahmud Ajrami "Barak İsrail politikasını daha güzel olarak bilhassa ABD''ye takdim edecek bu da bizim durumumuzu zayıflatacaktır" demektedir. Arafat, Hamas içindeki rekabetten yararlanarak "askeri harekatlar" için bir mütareke sağlamıştı. Bu, terörizmin durdurulmasıydı. Asıl mesele Barak''ın Filistin devletinin kurulmasına müsaade edip etmeyeceğidir, bunu da zaman gösterecektir.