Bugün yeni yılın, yeni yüzyılın yeni binyılın ilk günü. Allah bana böyle önemli bir günde yazı yazmayı nasip etti şükürler olsun. Değerli adaşım Yılmaz Öztuna 30 Aralık 1999 tarihinde perşembe günkü Durum başlıklı yazısında Türkiye Gazetesi''nde Yeni Yüzyıl, Yeni Binyıl başlığı altında çok haklı olarak şöyle yazmaktadır. "Yeni bir yüzyıl çift sıfırlı (00) yılla değil sıfır birli (01) yılla başlar. Şöyle ki, 21. yüzyıl 1 Ocak 2000 günü değil, 1 Ocak 2001 günü başlayacaktır. Asır ve şimdi daha çok yüzyıl dediğimiz zaman parçasının bu şekilde oluştuğunu gazeteniz Türkiye''de son yıllarda birkaç defa açıkladım. Ancak yoğun istek karşısında tekrarlamakta fayda görüyorum. Kullandığımız Milâdi Takvim isminden de anlışalıcağı üzere Hazret-i İsa''nın doğum günü farzedilen günden başlatılmıştır. 1 yılının 1 Ocak günü İsa''nın doğum günü sayılmıştır. Hazret-i İsa''nın doğduğu gün 1 yaşında değil sıfır yaşında bulunduğu âşikârdır. Buradan 100 yılı doldurmak için Milâdi 100 yılının 31 Aralık gününe erişmek gerekir ki bu suretle ikinci yüzyıl 1 Ocak 101 günü başlar. 20. asrın 1 Ocak 1901 günü başlayıp 1 Ocak 2001 günü sona ereceği ortaya çıkar. Biz tarihçilere göre bu böyledir. Hiçbir tarihçi bu hususta şaşırmaz. Ancak yılı gösteren 4 rakamdan 2''sinin değiştiği gün yeni bir yüzyılı kutlamak adet oldu. Bu şekilde 1 Ocak 1800 günü 19. ve 1 Ocak 1900 günü 20''nci asrın başlangıcı değerlendirmesiyle bütün Batı âleminde kutlandı. Gerçek takvimde ise asrın bitmesine daha bir yıl vardı. Yerleşmiş âdetler örf haline gelir. İlmi ve mantığı bile aşabilir. Üstelik şimdi 4''lü yıl sayısında 2 değil 1. rakam da değişiyor (ki 1000 yılda bir defa vuku bulur): 1999 oluyor 2000. (3. rakam her 10 yılda 4. rakam ise her yıl değişir). Bunun mânâsı yeni bir Binyıl Frenkçesi ile söylersek Milenyum demektir. Hem yüzyıl bitiyor, hem bin yıl bitiyor. 21. yüzyıl ve 3. bin yıl başlıyor." Değerli adaşım Yılmaz Öztuna''dan alıntım burada bitiyor. Yeni yılın, yeni yüzyılın ve yeni bin yılın ulusuma, vatanıma ve dünyaya hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim.
20''nci yüzyılın ilk yarısını (1950)yi (1951)''e bağlayan gecede ben Yıldız Kara Harp Akademisi''nde nöbetçi subayı idim. 1950''yi 1951''e bağlayan gece bir cumartesiyi pazara bağlamakta idi. Harp akademilerinde o zaman kabul edilen usule göre cumartesi nöbet tutan subaylar pazar günü de nöbet tutarlar. Bu surette izin ve nöbet günleri bölünmezdi. Yılbaşı gecesi Genelkurmay''dan Harp Akademileri Komutanı şimdi merhum sayın Korgeneral Fevzi Mengüç paşaya bir şifreli tel geldi. Hemen alıp nöbetçi amirimiz yüzbaşıya götürdüm. Nöbetçi subaylığından başka bir de nöbetçi amirliği vardı. Amir bana "Asteğmen heyecanlanma Genelkurmay Başkanı Akademiler Komutanımızın yeni yılını kutluyordur" dedi. Usulen İstanbul''daki askeri birkaç birliğe bir şifre subayı tayin etmekti. Subay askeri bir mevkide bulunmaz sadece evinde oturur ve gelecek şifreler orada kendisine verilir, o çözüp getirene teslim ederdi. Ben hemen bir cipe atlayıp Harbiye''de oturan şifre subayının evine gittim. O da bir yüzbaşı idi ve mahallece elektrikler kesilmişti. Bana "asteğmenim kusura bakma mahallede elektrikler kesildi sizi eve alamıyorum" dedi. Şifreyi çözüp bir zarfa koydu. Bana "siz tercüman asteğmen misiniz?" diye sorunca "evet" cevabını verdim. Yüzbaşı "hayırlı geceler dilerim" diyerek eve girdi. Çözülen şifreyi nöbetçi amirine götürdüm o da ertesi sabah Harp Akademileri Komutanına verdi. Şifrede "Kore''de Türk ve Amerikan kıtaları arasında irtibat kesildi. Kore''ye acele 10 tercüman subay yollayın" yazılı idi. Çinliler Kore''yi istila etmişler, askerlerimiz Kunuri''de bir destan yazmışlar ama başta albay Nuri Pamir olmak üzere 2000''den fazla subay ve asker şehit vermişlerdi. Çinliler ta güneyde Pusan''da idiler. Kore''ye Ankara''da görev yapan 10 tercüman asteğmen acele ile yollandı. Gidenlerden birisi Çin kıtalarının arkasına yolunu şaşırıp düşmüş onu Güney Koreliler tam üç ay Çinlilerden saklamışlardı.
İşte benim yarıyüzyıl gecesi hikayem. 1979''da Kore hükümetinin davetlisi olarak Kore''ye gittim ve asteğmen olarak gideceğim yerleri gezdim.
Tekrar yeni yılın, yeni yüzyılın, yeni bin yılın milletime, vatanıma ve dünyaya hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim.

