3 Devlet bankasının özerkleştirilmesine dair kanun hükmünde kararnameyi, Cumhurbaşkanı imzalamadı. Hukukçu değilliz. Bu bakımdan bir şey söylememiz mümkün değil. Ancak konu, hem özelleştirme, hem Çankaya-Hükümet ilişkileri dolaysıyla, milletimizin yüksek menfaatleriyle birinci derecede ilgilidir. 2.3 milyar dolarlık iki kredinin geçikmesine, hattâ iptaline sebep oluşturabilecek bir vetonun üzerinde durmak gerekir. Böylesine önemli bir konuda hükümetin cumhurbaşkanı ile konuşup anlaşması, sonra Çankaya''ya kararname sunulması daha iyidir. Günümüzde artık her şey yazışmayla, kırtasiyeci zihniyetle yapılmıyor. 21. yüzyılın eriştiği tempo buna müsait değil. Cumhurbaşkanı ile Başbakan''ın medya aracılığı ile rabıta kurmaları ise, sıhhatsizlik alâmetidir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın her konuya hukukçu gözüyle baktığı âşikârdır. Bu husus, Sayın Ecevit ve Sayın Bahçeli tarafından bilinerek seçilmiştir. Bununla beraber eski Anayasa Mahkemesi başkanının, redde uğrayan kararnamede sakınca bulunmadığını söylemesi, biz hukukçu olmayan yazarların büsbütün aklımızı karıştırdı. Halkımızın veto demekten hoşlandığı bir sonuca bağlanan bu prosedür, eğer özelleştirmeye karşı bir dünya görüşünü içeriyorsa, bütünüyle vahamet boyutuna ulaşır. Fakat bu şık, kuvvetli ihtimalle bizim vehmimizden ibarettir.
Zira üç bankanın özerkleştirilerek özelleştirilmesine karşı çıkmak, Avrupa Birliği''ne karşı çıkmaktır. Liberal ekonomiye karşı koymaktır. Vatandaşın katrilyonlarının, bugüne kadar olduğu gibi, har vurup harman savrulmasına mesaj vermektir. Politikacıyı bu yolda teşvik etmektir. Demokrasiyi berbatlaştırmaktır. Muâsır medeniyet seviyesinden ortaçağ karanlıklarına dalmaktır.

