Kaydet
a- | +A

5 gün sonra Bülent Ecevit, Beyaz Saray''da Başkan Clinton''la tarihî görüşmesini yapacak. Sonuçlara göre Türkiye''nin hem ekonomi programında, hem dış ilişkilerinde ayarlamalar olacak. Her iki alan daha belirgin hâle gelecek.

Bu arada dün Başkan Clinton, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan''la konuştu. Kıbrıs konusunun, Ecevit''in 28 Eylül ziyaretinin hemen sonrasında ele alınması üzerinde mutabakata varıldı.

Kıbrıs''ta bir gelişme olur mu? Yoksa havanda su dövülerek bugünki durum sürüp gider mi? Bu, Türkiye''den çok fazla Yunanistan''a bağlı bir şey. Meseleyi dünyanın siyasî anlaşmazlıklar gündeminden silmeye kararlı Amerika''nın bunu kavraması lâzım. Atina''ya göre Kıbrıs''ta Türkler azınlık mıdır? Ada''nın sahibi iki apayrı milletin parçaları mı? Atina, Ankara''nın Kıbrıs Türk''ü için azınlık statüsüne müncer olacak bir gelişmeyi kabûl edemiyeceğini anlama noktasına geldi mi?

Romantizm ile gerçek politika çelişir. Romantizm, san''atta şaheserler verebilir, politikada milletleri hüsrana uğratır. Atina''nın Kıbrıs aşkını biz Türkler, Girit ve Rodos için açıklarsak ne olur? Ege''de barış bozulur. Halbuki -gösterişte değil samimi- bir barışın iki taraf için o kadar nimetleri var ki...

5 gün sonraki Washington mülâkatı, her şeyin sonu değil. Birçok şeyin başlangıcı. Ankara, politikasını, tam manasiyle ancak Aralık''taki Helsinki toplantısının sonuçlarını aldıktan sonra belirleyecek. Biz, dış politikamızda hatalar yapmış olabiliriz ve elbette yaptık. Ancak Avrupa devletleri ve Amerika''nın politikaları hatasız mıdır? Kendi aleyhlerine tecelli eden nice yanlışla doludur.

Biz yanlışlarımızı düzeltmek istiyoruz. Hevesimiz ve niyetimiz budur. Ama Batılı dostlarımızda aynı temayül yoksa, çabalarımız boşa gider.

ÖNE ÇIKANLAR