Kaydet
a- | +A

Türkiye''nin hedefi AB ülkeleri çizgisidir. Ve bu hedef dışında her şey ikinci derecededir, teferruattır. Şu veya bu engelden, olumsuzluktan, olmazlıktan bahsetmek, bahaneden başka bir şekilde algılanamaz. Türk''ü küçük hatta mankafa görürcesine bizim çağdaş çizgiye erişemeyeceğimizi ima edenler, aslında zekalarının geriliğini açığa vuran yeteneksizler, tembeller veya bugünkü berbat düzensizliğin sağladığı furyayı sürdürmek isteyenlerdir.

Birçok alanda ne kadar gerilerde kaldığımızı belirtmek, realist ve rasyonel teşhislerde bulunmak, özeleştiriyi sürekli tutmak başkadır ve hedefe erişmek için şarttır. Ancak şu veya bu milletin yapabildiğini bizim başaramayacağımızı iddia etmek, şüphe ve karamsarlık yaymak, zavallı bir kültür ve ihtisas dağarcığı ile tamamen kurnazlığa, hatta üçkağıtçılığa düşmüş zekaların eseridir.

Başta AB ülkeleri çizgisi dedik. Muasır medeniyet seviyesi ile tastamam aynı şeydir. AB''ye girmek demedik. O çizgiye, düzeye yaklaştığımız zaman AB, zaten bizi bırakmayacaktır.

Beni kızdıran tutumlardan biri, asker razı olmaz şeklinde kulaklara fısıldanan iftiradır. Bu iddia cahilanedir. Zira asker veya ordu yahut silahlı kuvvetler diyenler aslında Türk subayından bahsediyorlar. Subay ise bizde, inkılapların, yenileşmenin, çağdaşlaşmanın hep önünde gitmiş, hiçbir zümreden geride kalmaya rıza göstermemiştir. Ancak Türk subayı üç konuda kesinlikle taraftır, taviz vermez: Bugünkü sınırları içinde Türkiye üniter bir yönetim ve tek hukuk sistemi ile yönetilir. Din politikada kullanılamaz. Atatürk düşmanlığı Türk''e hakaret manasında algılanır. Bu üç faktörü harekete geçirenler, subayın zihnini, görev alanı dışına çekerek Türkiye''yi geride bırakmak isteyenlerdir.

Devlet, ancak kendine düşeni yapacak, pek çok alanı vatandaşa ve kişinin hür teşebbüsüne açacaktır. Çağdaş devlet budur. Gerçek hukuk düzeni ve demokrasi ancak o zaman gerçekleşir. Bu husus, başka bir yazımın konusu olacak.

ÖNE ÇIKANLAR