Kaydet
a- | +A

Sayın Mesut Yılmaz''ın Avrupa Birliği (AB) üzerinde tereddütleri bulunanlardan bahsetmesi doğrudur. Zaten üç defa Başbakanlık yapan bir devlet adamı yanlış şey söylemez. Hele AB gibi Türk devletinin ve milletinin bütün istikbalini yönlendirecek bir konuda...

Biz de bazı okuyucularımızdan bu mealde mesajlar alıyoruz. Bir referandum yapılsa AB için üçte iki, hattâ dörtte üç oy çıkacağından kesinlikle eminim. Millet refaha, temiz topluma, çağdaş medeniyete susadı, dudakları çatlıyor. Ama AB üzerinde tam bir mutabakat için halkımızın aydınlatılması gerekiyor.

Zira bazı kişiler ve zümreler, AB aleyhine kışkırtıyor, hiç olmazsa tereddüde düşürüyorlar. Milliyetçi bir milletin soylu duyguları ya sömürülüyor, ya saptırılıyor.

Kışkırtma ve saptırma meselâ şu motiflere dayanıyor: AB''yi kabûl edersek bölünürüz (yani topraklarımızda bağımsız veya otonom bir Kürdistan kurulur). Kıbrıs''ta ve Ege''de, hattâ Heybeli''de Yunanistan''a okkalı tavizler vermek durumunda kalırız. Brüksel gibi dış mihraklardan yönetiliriz. Haysiyetimiz rencide olur, istiklâlimiz elden gider. Bankalarımızı, fabrikalarımızı, lojmanlarımızı sattırıp bizi cascavlak bırakır, telefonumuzu bile dinliyerek aile mahremiyetimize girerler. Biz 20 devletin Danimarka''da, Hollanda''da oluşturduğu kriter ve normları beğenmeyiz, kendi ilkelerimizi kendimiz oluştururuz, vaktimiz boldur, bunun için 50 yıl çalışır, en az elli komisyon kurarız. Avrupa hasta, dejenere, hattâ ahlâksız toplumlardan meydana geldiği için bizim de ahlâkımız bozulur. Dinimiz elden gider. Ya Hıristiyanlığa, ya dinsizliğe zorlanırız. Türkçeyi unutup İngilizce ve Flamanca konuşmaya başlarız. Zaten Avrupa devleti iddiamız, Tanzimat''ın başımıza sardığı bir belâdır. Gerçekte Türk yahut Arap devletlerine dönük politika izlememiz gereken bir Asya devletiyiz. Ayrıca halkımız Avrupa örf, âdet, alışkanlık ve geleneklerini sevmez. Zira bunlar Türk ve İslâm hayat tarzımıza uymaz. Avrupa bizim yalnız ezelî değil, ebedî hasmımız olarak kalacaktır. Tek gayesi bizi iliklerimize kadar sömürmektir. Bize revâ görmek küstahlığında bulunduğu Sevr Anlaşması, bunun delilidir.

Hem daha fazla zırvalamamak, hem sütunum bittiği için devam etmiyorum. Ama şunu söyliyerek yazımı bitirmeye mecburum: Yukarıdaki görüşlerin tamamı yanlıştır. Bu görüşler bizi, ikinci derecede bir Orta Doğu Devleti hâline indirger. Millî Kültürünü yitirmiş 3000 dolarlık yoksul bir millet durumunda kalırız. Bu seviyedekilere yapılan muamelelere maruz ve muhatab kılınırız.

ÖNE ÇIKANLAR