Türkiye Büyük Millet Meclisi''nin ve Türkiye Cumhuriyeti''nin kurucusu, Kurtuluş Savaşı''mızın muzaffer başkomutanı, büyük millî kahramanımız Atatürk''ü, sevgiyle andık.
Her kesimden insanlarımız -Fazilet Partililer dahil- anlayışları çerçevesinde güzel duygularını dile getirdiler.
Seçkin dehâ sahipleri, çok cepheli kişilerdir. Biz tarihçiler onları bütün cepheleriyle görmeye ve göstermeye çalışırız. Atatürk, gelmiş geçmiş en büyük Türk milliyetçisidir. Hayatı, Türk milleti için üzülmek, o cepheden bu cepheye koşmak, derdine çare aramakla geçti. Bulduğu çareleri, çok hızlı davranabilen inkılâpçılara mahsus bir sür''atle uygulamaya koydu. Politikacı kimliğiyle, hiçbir zaman lâfla vakit öldüren bir tip oluşturmadı.
Atatürk''ün derin üzüntüsü kutsal bir azaptır (azâb-ı mukaddes). Bu duyguya erişemiyenlerin topluma hizmet edebilmesi, hele önemli işler, cesur atılımlar yapması mümkün değildir.
Türk için üzülüyordu, ıstırap çekiyordu, asabileşiyordu, kızıyordu. Niçin? Mensûp olmakla -bize bugün mübalağalı gelen bir dozda- o kadar öğünen Atatürk, milletinin çağdaş dünyada gerilere düştüğünü herkesten iyi gördü. Bu görüşe erişemeseydi, fazla şey yapamazdı. Kısa sayılabilecek iktidar döneminde, Türkiye''yi bu durumdan kurtarabilmek için çırpındı durdu.
Çıtayı çok yüksek tutmaktan çekinmedi. Hedef, çağdaş uygarlık düzeyi ve onun da üst derecesi idi.
Günümüzde, muâsır medeniyet seviyesinin ta kendisi olan AB düzeyine sakınca koyanlar, bu yolda devlet adamlığının zaten şartı bulunan engelleri çözümleyip aşabilmeye girişmektense, biz yokuz demeye getirerek hamâsete kalkışanlar, Türk''ün hayat memat davasına, mümkünse, Atatürk''ün açısından bakmaya çalışsınlar.
Tarihte, tereddütle büyük iş gerçekleştirilebileceğinin örnekleri yoktur. Ya soyulmaktan kemikleri ortaya çıkmış, köhne, çarklarını artık inleyip puflayarak döndürebilen, problemler yatağı bir üçüncü dünya ülkesi durumuna razı olursunuz. Yahut çağdaş dünya için kesin iradenizi açığa vurursunuz. İkisinin ortası, iki tarafı da idare etmek diye bir şey yoktur, sizi gittikçe batağa çeker. 22 yıl daha mı bekliyeceğiz? O zaman dünyada güneşte yerlerini alan devletlerin hangi düzeye erişeceklerini tahayyül edebiliyor musunuz?

