Kaydet
a- | +A

Avrupa Birliği''ni ne kadar istiyorsunuz? sorusunun cevabı, hayli karmaşıktır. Zira kendini Avrupalı Türk hissetmeyen kişinin fikren taraftar olması yetmez. Fâtih, Sultan Mahmud, Atatürk, Menderes derecesinde Avrupalı Türk sıfatımızdan emin bulunmamız gerekiyor.

Çikita muzu önce yasaklamak isteyen, ertesi gün -herhalde uyarıldığı için- yasağa açık kapı bırakan bir bakan, Avrupa Birliği''ne ne derecede uyum gösterebilir? Çamaşırımızı gece yıkamamız tavsiyesi, çağdaşlık alâmeti sayılabilir mi? Gazımız, elektriğimiz kesilerek millete hangi fikir telkin edilebilir?

O kadar kapalı yaşamış, Avrupa''daki, Amerika''daki tahsil yıllarımızda bile yabancı kültürlere girerek anlamakta o kadar başarısız kalmışız ki, her yenilik bizi korkutuyor.

Meselâ Sultan Mahmud''un fes inkılâbı, Atatürk''ün şapka inkılâbı ne radikal değişimdir, ne sembolik göstergelerdir. Bunun adı şapkadır denerek bir günde yapılmışlardır.

Korku, milliyetçiliğin yanlış algılanmasından kaynaklanıyor. Kültürün köylüde ve yerli malın en iyisi olduğunu söyleyen geçmiş devirlerin milliyetçiliğidir. Milliyetçilik, yüksek millî kültürü en büyük özenle korumak, geliştirerek sonsuza kadar yaşatmaktır. Türk''ün Türk kalarak bekası bununla mümkündür. Kültürümüz gibi çok büyük oluşumların, yabancı medeniyetlerle iç içe bulunmasından çekinmek anlam taşımaz. Dünyaya kapanarak milliyeti korumak gibi bir şey yoktur. Böylesine yaratılışta olsa idik, güzelim Türkistan''dan çok netameli bu coğrafyaya gelir mi idik?

Diğer bir korku, devleti yönetenlerin, milleti tesâhüb (sahiplenme) duygularıdır. Modern Türkiye''yi oluşturan, ancak modası çoktan geçen ünlü Reşid Paşa bürokrasisidir ki, Cumhuriyet''te ayniyle devam etti. Milletin, gerçek sahibi bulunduğu sadece söylendi. Ne 1950''de, ne bugün uygulamaya geçilemedi. Menderesler, Demireller, Özallar yetmedi. Atatürk gibi radikal değişime karşı korkusuz bir liderin 1945''ten sonra hayatta kalması gerekiyordu.

Nasıl anlatabilsek ki, Avrupa normlarını biz Batı''ya yaranmak, hattâ AB''ye girebilmek için istemiyoruz. Bu normlar bize lâzım olduğu için istiyoruz. Türk, bu kuralların dışında bırakılmaya, böylesine bir hayata mahkûm edilmeye müstahak değildir.

ÖNE ÇIKANLAR