Kaydet
a- | +A

Türkiye''nin resmî AB adaylığının 21. yüzyıl cihan politikasında ne demek olduğunu hem ABD, hem Avrupa çok iyi biliyor. Diyebilirim ki, en az bilen biziz. Şanlı ve bilge atalarımızın mensup bulundukları yüce millet için Türk''ün aklı sonradan gelir tarzındaki sözlerinin elbette hikmeti vardır.

Polonya ve Macaristan gibi önemli tarihî devletler de AB adayıdır. Ama Washington''da, Strasburg''ta, bütün adaylar arasında hem de birkaç bakımdan en önemlisinin Türkiye bulunduğunun idraki içindedirler. Hiç şüpheniz olmasın!

Zaten Türkiye''nin bu müstesna pozisyonu, Batı''da bizim hakkımızda uzun yıllar tereddüt geçirilmesinin sebebidir. Bu safhada Türk''ü daraltmak için epey teşebbüs yapıldı. Zira Türkiyesiz Avrupa onlar için bir şeydir. Türkiyeli Avrupa bambaşka bir şey. Batı sonunda ikinci şıkta karar kıldı.

Kıbrıs ne olacak? falan şeklindeki millî sevginin coşkunluğunu anlayabilecek mizaçtayım. Ama biliniz bakalım, biz Kıbrıs''taki Türk hukukunu, Güney Kıbrıs''ın AB üyeliği meselesini, AB ve ABD''ye kafa tutarak mı, onların içlerinde bulunarak mı daha iyi çözeriz?

Mafya yatağı Güney Kıbrıs''ı aralarına almak için Batı''nın bu acelesi elbette acayip bir şeydir. Ancak dünya lideri ABD Başkanı''nı, Fransa''nın çok saygın Cumhurbaşkanı''nı, Almanya Şansölyesi''ni tersliyen bir Türkiye''nin, bu acayipliğin çözümünde hiç şansı olmazdı. Emin olunuz bu tersliği Fâtih ve Kaanûnî Türkiyesi bile yapmazdı. Hele görüşmeyiz, konuşmayız ne demektir? Bizim konuşmaktan çekinecek bir şeyimiz yoktur.

Türkiye''li bir Avrupa, kendisini oluşturan uygarlık felsefesinin olgun dönemine ayak bastığının idraki içindedir. Bizim de 200 yıldır toz yuttuğumuz uzun yolun sonuna geldiğimize inanmamız gerekiyor. Bu inanç, her engeli aşar.

ÖNE ÇIKANLAR