Kaydet
a- | +A

Lüksemburg raporu ile Avrupa''nın kapısı aralandı. Bu rapor 2 ay sonra Finlandiya''da müzakere edilecek, belki tadile uğrayacak ve oylanacaktır. O zamana kadar geçecek müddet içinde Türkiye''yi etkileyecek gelişmeler, Ankara''nın davranışları ve tutumu, müsbet veya menfi şekilde yansıyacaktır. Ama hava genellikle Türkiye''den tarafadır. Avrupa Birliği, Türkiye''yi dışarıda bırakmakta sakınca görmüştür. Diğer bir deyişle, Türkiye''yi içine almayı faydalı bulmuştur. Birleşik Amerika, Avrupa''nın Türkiye üzerindeki tereddütlerini ortadan kaldırmaya çalışmıştır.

Önümüzdeki 2 ay içinde bu olumlu atmosferi korumak ve geliştirmek, geniş ölçüde Türkiye''nin elindedir. Avrupalılar''ın yapabilecekleri bir sakarlığa karşı da soğukkanlı davranmak iyidir. Bize yöneltilecek eleştirileri, haklı bulalım bulmayalım, doğal karşılamaya alışmalıyız.

İki ay içinde atacağımız her akıllı adım, Finlandiya''da bize verilecek adaylık statüsünde lehimize tecelli edecektir. Bu arada Kıbrıs üzerinde iki tarafın mutlaka masaya oturması istenecektir. Masaya oturacak ve tezimizi açıklayacağız.

Türkiye''de ileri görüşlü bir yönetim olsaydı, biz bu safhaları çoktan tamamlamıştık. Çoktan Avrupa Birliği üyesi idik. Yunanistan''la beraber ve Portekiz, İspanya, Avusturya''dan evvel... Fakat 1980''den önce aklımızı marksist felsefe ile bozmuştuk. Avrupa Birliği daha 6 devlet (Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg) arasında şekillenirken 1960''tan önce birliğe girmeye teşebbüs eden, sonra Roma andlaşmasını imzalayan Türkiye, karambole geldi, yaya kaldı.

21. yüzyıl Türk tarihçileri, bu tarihi gecikmenin sorumlularını ortaya çıkaracaklardır. Bugün 20.000 dolar p.c. geliri aşmış, en ileri demokrasi düzeyine erişmiş bir Türkiye, gerçek Büyük Türkiye oluşacaktı. Öylesine ters davrandık ki, şimdi IMF ile müzakere halindeyiz...

ÖNE ÇIKANLAR