Avrupa Birliği''nden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, elimizi çabuk tutmamız gerektiği hakkındaki uyarılarını tekrarlıyor. Aksi takdirde Türkiye''nin zorda kalacağını, Avrupa''da dengelerin değişebileceğini de vurguluyor.
Elimizi çabuk tutmak... Ne zor iş... Zira millî hasletimiz işleri yavaştan almaktır. Arapça''dan tercüme bir atasözümüz bile var. Acele işe şeytan karışır. Elbette doğrudur. Ancak bir zamanların doğrusu... 2000 yılının en büyük yanlışı...
Rehâvetin keyfini yaşayan, çağın temposunu yakalayamayan toplumlar, uygarlık düzeyinin altına öylesine kayıyorlar ki, bir daha o düzeye erişmek -eski tabirle- hayâl-i muhâl oluyor. Halbuki biz yolun tam yarısındayız.
22 yıl önce Avrupa Birliği''ne girmek için müddet istememiz, Türk Devletinin 20. yüzyılda yaptığı en büyük hatadır. Bu hükmümüz, tarihçinin ve politikacının münakaşasına açıktır. Ancak kaç bin dereden su getirirseniz getiriniz, gerçekler kendini gösterir.
Hangi gerçekler mi? İşte bugün her günümüzü zehreden gerçekler... 3000 dolara mahkûm kılınan bir ulu millet... Profesörüne, yargıcına 900 dolar veren, kırtasiyeye, memura, kitlere boğulmuş, işçili, fabrikalı, lojmanlı, eski model bir devlet... Bu modelle öğünen ülkeler o kadar azaldı ki...
Bazı çıkarcıların, bağnazların, bir zamanların milliyetçiliğine takılıp çağa uyum sağlayamıyanların, Silâhlı Kuvvetlerimiz''in tereddütlerinden bahseden sözleri, bugünki köhne düzenin devamı için ileri sürülen bahanelerdir. Silâhlı Kuvvetler''den maksadın subay olduğu açıktır. Benim tarih bilgime göre Türk subayı, bütün yenileşme hareketlerinin önünde yürüdü. Arkasında subayın sessiz ve vakur desteği olmasa idi, Atatürk o derecede radikal inkılâplarını gerçekleştirebilir miydi? Ordumuz, hangi çağdaşlığa karşı koymuştur?
Ermeni palavraları, bölücü ve mürteci faaliyetler, Kıbrıs konusu ve benzerleri mi? Bu meseleler, AB''ye yaklaştığımız oranda kolaylaşacak, marjinale düşecektir. AB''ye uzak durduğumuz oranda büyüyecek, başımıza belâ kesilecek, bizi 3000 dolarla yerimizde saydıracaktır. Aksini iddia edenlere sakın kanmayın, aldanmayın, inanmayınız...

