Kaydet
a- | +A

Batık bankalardan yalnız birinin ele alınmasının büyük dedikodu konusu olabileceğini daha önce yazdık. Şimdi Anamuhalefet Partisi, bu konuda Meclis araştırması önergesi verdi.

Banka soyanların hepsinin yargıya getirilmesi gerekiyor. Bu iş, şov üslûbu verilmeden yapılmalıdır. Gerçi bu üslûp medyamızdan, bilhassa TV''lerden kaynaklanıyor. Ancak İçişleri ve Adalet mensupları da sıkı durmalıdır.

Batırmak için banka kuranların tutuklanmaları, hattâ yargılanmaları ikinci derecededir. Batırılan paranın sahibi bulunan millet, batırılan parasının geri alınıp alınamayacağını merak ediyor. Hükûmet, milletin bunu ne kadar hırslı bir kararlılıkla merak ettiğinin pek farkında değildir. Demokratik hukuk düzeninde Devlet, çalınan parayı son kuruşuna kadar izler.

Vatandaş, milyon dolarlarla oynayanların hâlini korkutucu bir soğukkanlılıkla takib ediyor. Kara para hikâyelerinden tiksinmiştir. Moral değerler alçaltılmış, hattâ Türk vekarı incinmiştir.

Zira yarısı yeraltında ve gayri meşru ellerde bir ekonomi kabûl edilemez. Böyle bir sistemde sosyal adalet bahis mevzuu bile değildir. Para, kapanın elindedir. AB Gümrük Birliği üyesi olmasına rağmen Türkiye, üyeliğin şartlarına uyamamış, bu şartları sağlayamamıştır.

Üstelik milletin sırtından her yıl milyarlarca dolar götüren KİT''lerimiz var. Devlet bankacılığına gelince, dünya birincisiyiz. Demodelikten dökülüyoruz.

Temiz topluma erişmek için kayıt dışı ekonominin en fazla yüzde 10''a düşürülmesi gerekir (tamamen ortadan kaldırmak hiçbir ülkede mümkün olmadı). Per capita geliriniz 3.000 dolar, iştirâ (satınalma) pariteniz 7.000 dolar ise, ikisinin arasındaki bu kadar açık fark, faciadır. Gayri meşru kazancın, meşru kazanca eşitlendiğini gösterir. Farkın, gelişmiş devletlerdeki gibi yüzde 10''un altına inmesi lâzımdır. O takdirde, enflasyon belâsı aşılır. Sağlıklı ekonomi oluşur. Güçlü bir devlet ortaya çıkar.

Ama en önemlisi, milletin morali ve güveni yükselir. Bu temizliği yapmak için kimlerden korkuyorsunuz?

ÖNE ÇIKANLAR