Başkan Clinton''ın Türkiye ziyareti, tarihe geçecek. 21. yüzyıl Türkiye iç ve dış politikasını, Amerika ile ilişkilerimizi, Avrasya siyasetini belirleyecek.
Diyebilirim ki, iki devletin münasebetleri doruk noktasında bulunuyor. Bir Amerika başkanının tek yabancı ülkede 5 gün geçirmesi, istisnaî bir durumdur.
Clinton, lâfı hiç dolaştırmadan, biz Türkler''in hoşlandığımız Türk''çe (Türk''e has şekilde) net ve kesin konuştu. İki ülkenin işbirliğini vurguladı. Deprem felâket-zedesi küçük iş adamlarımız için 1 milyar dolar kredi emri verdiğini açıkladı. Bu, gerçekten yüksek bir meblağdır. Nitekim İstanbul Borsası patladı.
Bu suretle IMF, Dünya Bankası ve milletlerarası finans ve kredi kurumlarına da işaret verildi. İstediğimiz kredileri alabileceğimiz ve ekonomimizi düzeltmeye başlayabileceğimiz anlaşıldı. Tabii, ekonomi, para ve ticaret konularının şakası, hatırı gönülü yoktur. Kendi iç kanunları işler. IMF''nin bizden sıkı tedbirler isteyeceği bellidir.
Kıbrıs konusunda 12 saatlik bir Başkan ve Ekselansları krizi yaşandıktan sonra çözüme ulaşıldı. Türk tarafı için başarıdır. BM genel sekreterinin davetiyle 3 Aralık''ta New York''ta ön görüşmeler yapılacak. Akabinde herhalde Denktaş''la Clerides karşı karşıya gelecekler. Tecrübe ve sağduyu birikimi âzamîde bulunan Denktaş''ın Türk tezini en münasip tavırla savunacağı ve Türk haklarını koruyacağı şüphesizdir.
AGİT Zirvesi sırasında İstanbul''da Ecevit''le Yunanistan Başbakanı Simitis''in konuşacakları anlaşılıyor. Bu konuşmanın sonunda belki bir Clinton-Demirel-Simitis üçlü görüşmesine gidilebilecektir.
Maalesef demokrasi bâbında birkaç düzenleme yapamadan AGİT zirvesine giriyoruz. Ama bu düzenlemeler, Helsinki konferansına yetiştirilebilir. Orada adaylığımızın açıklanacağını Başkan Clinton da telaffuz etti. Bu adaylık için şart konmadığı takdirde Ecevit, Helsinki''ye katılmayı düşünüyor.
Türkiye için geleceğe doğru ışık göründü. İrademiz, yeteneğimiz, becerimiz, bilgimiz oranında bir sıçrama yapacağımızın bütün belirtileri âşikâr oldu.

