Cumhurbaşkanımız sayın Süleyman Demirel, geçtiğimiz Cuma günü yaptığı Türkiye Büyük Millet Meclisi''ni açış konuşmasında, biribirinden önemli şeyler söyledi. Devlet Reformu istedi. Reformun, cumhurbaşkanının statüsünden başlaması gerektiğini belirtti.
Şöyle: Cumhurbaşkanı, 5 yıl için halk oyu ile seçilmelidir. Bir defa daha seçilebilir. Demirel bu formülü birkaç yıldan beri telaffuz ediyordu. Şimdi resmen açıkladı.
Teklifi yarı başkanlık şeklinde algılayanlara katılmıyorum. Yarı başkanlık, Fransa''nın -bugün uygulanan- 5. Cumhuriyet sistemidir. Demirel''in teklifi, seçimin Meclis yerine halk oyu ile ve -ilk turda bir aday yüzde 50''yi bulmadığı takdirde- iki turlu yapılmasıdır. Ben bunu yarı başkanlık şeklinde anlamıyorum. Seçimlerin yenilenmesi ve yasaların yalnız bazı maddelerinin vetosu gibi istekler, mekanizmanın işlemesini kolaylaştıracak, demokrasinin önünü açacak normal yetkilerdir.
Cumhurbaşkanımız, Senato da teklif etti. Bu takdirde milletvekili sayısının düşürülmesi gerekir. Daha önemlisi, Anayasa Mahkemesi''nin bir kısım yetkilerinin Senato''ya intikalini icap ettirir. Zaten bizdeki yetkilerle Anayasa Mahkemesi, hiçbir demokraside yoktur. Bu yetkiyle donatılmayan Senato, göstermelik bir kurum olmaktan ileri geçmez, sadece bazı kişilere koltuk temini için kullanılır. Türk Devleti''nde böyle maziden, bir kısmı imparatorluğumuzdan kalma fonksiyonunu kaybetmiş hayli müessese mevcuttur.
Referanduma işlerlik kazandırmak ise, demokrasimizi güçlendirir. Milletvekili statüsünün gözden geçirilmesi ve partilerin para işlerinin açıklanması ise, bugün bütün demokrasilerde uygulanıyor.
Cumhurbaşkanı''nın konuşmasında, bilhassa depremle ilgili bakanlıklara açık direktifler vardı. Riayet edileceği muhakkaktır.
Önemli bir konuşma idi. Tarihi ehemmiyeti, Devlet Reformuna kesin ihtiyacın, Türkiye Cumhuriyeti''nin başı tarafından vurgulanması idi. Diğer bir söyleyişle, devletimizin köhneliği ve hantallığı, çağa ayak uydurmakta zorlandığı, sayın Demirel''in çok ince üslubu ile de olsa, tescil edildi.

