Kaydet
a- | +A

12 Eylül''ün 20. yılı münasebetiyle epey yazıp çizildi. Bu arada eski ülkücülerden epey palavracı çıktı.

MHP, erken veya zamanında, ilk seçimlerin favorisi ya... Bu partide yer kapmak isteyen, köşede kalmış eski ülkücüler harekete geçti. Palavra üzerine palavra sıkıldı. Biz İstanbullular''ın argo tabiriyle atmasyon iddialar ileri sürüldü. Bilmem hangi yüzbaşı, bilmem hangi orgenerali öldürecekmiş de, şöyle veya böyle olmuşmuş. Bir milliyetçi, velev zulüm görsün, Türk subayına, erine nasıl kurşun sıkar? Alparslan Türkeş gibi bir büyük adam, böyle şeylere izin verir mi?

Artık Başbuğ yok ya... Endâzesiz lâflar ediliyor. Askerlikle de, milliyetçilikle de tam çelişkili sözler...

Asker, rütbe, emir ve kumanda hiyerarşisi (silsile-i merâtib) içindiyse ordu oluşturur. Aksi takdirde cuntalaşır, hattâ çeteleşir. Ve üniforma ile politika yapılmaz. Politikaya meraklı asker, üniformasını çıkarır. İhtilâl ve darbeler, az şey getirmiş, pekçok şey götürmüştür. Askerin politikaya girmemesi, hem bir Atatürk, hem bir demokrasi ilkesidir. Ancak milletlerin tarihinde böyle şeyler olagelmiştir. Askerî darbeler bizde hem ordumuza, hem devlete büyük zararlar vermiştir. Hem imparatorluk Türkiyesinde, hem Türkiye Cumhuriyeti''nde... 27 Mayıs''ta arkasında orgeneral yürüten yüzbaşının resmini o günlerde gazetelerimiz yayınlamıştı. Bir daha böyle bir trajedi görmek istemeyiz.

Cuntalaşan subay, devlet değil, imparatorluk bile batırır, vatan kaybettirir. Okuyucularım âriftir, misal vermem gerekmez.

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, tarihimizin acı sayfalarıdır. Elbette politikacıların hataları, beceriksizlikleri vardır. Ancak hiçbir şey, Türkiye Büyük Millet Meclisi''ni kapatmaya veya tahakküm altına almaya gerekçe olamaz. Seçilmişlere gelince, onlardan da, silâhlı kuvvetlerle uyum içinde devleti yönetmek beceri ve yeteneğini istemek hakkımızdır. Gelişmiş demokrasilerin kurduğu düzenin bizde işleyememesi kabûl edilemez.

ÖNE ÇIKANLAR