Prof. Kışlalı cinayetinin, Türk devletine ve demokrasisine yönlendirilen bir suikast olduğu açıktır. Soğukkanlılığımızı yitirelim, herkes biribirini itham etsin, demokrasi yıpransın, Türk devleti içeride huzursuz, dışarıya karşı mahcup, çağdaşlığı beceremeyen, muâsır medeniyet çizgisine bir türlü erişemeyen bir hâle düşsün ve Avrupa''dan dışlansın diye yapılmış bir eylemdir.
Bu kadar akılsız, sadece duygularımızla hareket eden bir toplum olmamız mümkün değildir. Zira Avrupa''dan kopmak bizi 1946''dan, 1923''ten, 1908''den, 1856''dan gerilere düşürür. Bu da tarihin akışını tersine çevirmek demektir. Yani imkânsızdır.
Ama bu zorlamalar yapılagelmiş, Türk demokrasisi ile oynanmıştır.
Demokrasi, seçilmiş meclisin üstünlüğünün ve millî iradeyi yansıttığının kabulü ile mümkündür. Hiç kimse, Devlet Başkanı, kral, kim olursa olsun, demokrasilerde millet meclisine emredemez, meclisi tehdid edemez. Eleştiri ise elbette mümkün, hattâ mutlaka gereklidir. Demokrasilerde her şey ve her kişi hukuku zorlamamak şartıyle eleştirilir.
Zaten demokrasi, Batı''da tenkit fikrinin ve zihniyetinin oluşması, gelişmesi ve sürekli kalmasıyla ortaya çıktı. Birçok toplumda bu zihniyet yerleşemediği, eskimiş alışkanlıklardan vazgeçilemediği için ilerlemek, zenginleşmek, çağdaşlaşmak gerçekleşmedi.
Cumhuriyetin 76. yıldönümü arifesinde Atatürk''ün en büyük eseri olan Türkiye Büyük Millet Meclisi''nin üstünlüğünü münakaşa etmek olmaz.
Türkiye Cumhuriyeti laik, hukuka dayalı ve demokratiktir. Bu temel ilkelerin ihlâli hâlinde insan ve millet hakları bahis konusu değildir. Çok gerilere düşer, çok gerilerde bir devlet muamelesine maruz kalabiliriz.
Hukuk heyecanla değil, soğukkanlılıkla uygulanır. Eleştiri, hakaret etmeksizin metin bir üslûpla yapılırsa çok etkili olur.
Reformda gecikme ise, Türkiye''yi koparır, alır, meçhullere götürür. Türk milleti, önünü ve geleceğini berrak ve şeffaf görmek ister. Bu satırlar yazılırken Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sona ermemişti. Hayırlı kararlar alınacağına güveniyoruz. Başbakan Refik Saydam daha 1942''de Türkiye''de A''dan Z''ye her şey bozuktur tarihî cümlesini söylemişti. A''dan Z''ye tabirine dikkat buyurun.
İki buçuk ay sonra yıl 2000. Ne kadar gecikmişiz, değil mi?

