Osmanlı''nın Yenileşme tarihinde örnek Fransa''dır. Türkiye Cumhuriyeti de Fransa Cumhuriyeti''ni örnek aldı. Anglo-Sakson demokrasisine geçiş zordu, zorluk devam ediyor.
Ama sistemimizde Devlet''in ağırlığı yalnız bu faktörle açıklanamaz. Kutsal Devlet kavramı bizde, Mete Han''dan bu yana 2200 yıldan beri hiç değişmedi.
Avrupa Birliği''ne giden Türkiye''de, devletin sahibinin millet olduğu kesinlikle vurgulanacaktır. Avrupa millete tesâhüb eden (sahip çıkan) Devlet kavramına kapalıdır. Millî irade, siyasî partilerce oluşturulmaktadır. Millî irade oluşturmanın başka şekli yoktur. Burada Türkiye''nin özel şartlarını çekinmeden ifade edebilmelidir. Bu ifade, demokrasiye aykırı değildir.
Devletin sınırları içinde bile herhangi tarzda otonomi isteyen bir parti yasa dışı sayılacaktır.
Dini, politikaya temel yapmak isteyen bir partinin istikbali olmayacak, laikliğe aykırı bulunacaktır.
Atatürk''e yöneltilecek bir hakaret, müsamaha görmeyecektir.
Devletimizin bu üç temel, özelliğine rağmen, insan düşüncesini sınırlamak mümkün değildir. Açık veya kapalı, bu ilkelerin muhalifleri bulunacaktır. Demokrasimizi tehdid edici ve demokrasiye zarar verici dereceyi aşmayan, marjinal çizgide kalan böyle temayüllere alışacağız. Eksantrik bulmakla yetineceğiz.
Atatürk''le hiçbir meselesi bulunmayan, din devleti gibi olmaz bir romantikliğe yakasını kaptırmayan, ırkçılık yapıp bütünlüğümüzü bozmak isteyenlere müsamaha etmeyen partiler, iktidar ve muhalefet olarak Türkiye''yi yöneteceklerdir. Türk milliyetçiliği, Türk''e zarar verecek bu üç illetten de tamamen mesûndur. Bu bakımdan önü açıktır. Devletle karşı karşıya gelmesi bahis konusu bile değildir.

