Deprem bölgesi, önümüzdeki aylarda, Türkiye gündeminin en önemli, en ağırlıklı konusunu oluşturacak. Sayın Cumhurbaşkanımız''ın evvelki günki ziyaretinde söyledikleri, meselenin büyüklüğünü lâyıkıyla vurguladı.
Hiç unutulmamalıdır ki Marmara Depremi kadar Türkiye coğrafyasına büyük zarar veren bir âfeti tarih kaydetmedi. Milyonlarca vatandaşımız müşkül şartlar içindedir. Okul, sağlık, alt yapı problemleri vardır. Hepsinin önünde yaklaşan kışın gerektirdiği mesken ihtiyacı geliyor. Prefabrik olsun, daimî olsun mesken ihtiyacını çok hızla ve en akıllı metodlarla çözümlemek lâzım. Vatandaşı artık daha fazla çadırda tutamayız.
Mesken yapımında, kurumlar arasında bir yetki kargaşası ve münakaşası olmamalı. Felâket gören insanlarımız, huzur içinde yerleştirilmelidir.
Sonra yapacağımız daha pek çok iş var. Herhalde artık bu bölgeye sanayi yığılmayacaktır.
Meskenler üzerinde herhangi bir eleştiri, hükûmeti rahatsız edecektir. Birçok yeni iskân yeri oluşacaktır. Haritalar değişecektir. Zira fay hattından uzaklaşmak zarureti ortaya çıktı. Zelzele hesapları sağlam şekilde yapılacak, kat sayısına, çimento kalitesine, demir oranına dikkat edilecektir.
Elbette inşaat sektöründe bir canlanma olacak. Fakat bu bir millî misyondur. Kâr ve rant peşinde olanların, bu şekilde düşünenlerin harcı değildir.
Yıkılanı yeniden inşa ederken, dış yardımlar, hibeler, krediler üzerinde de bir acemilik, bir kayıtsızlık olmaması lâzım.
Vatandaşın ıstırabını her gün biraz daha azaltmalıyız. Vatandaş bunu hissedebilmeli. Devletin bütün organları seferberdir. Ordumuz hâlâ faaliyettedir. Bir koordinasyon eksikliğine mahal vermeden, bu çok büyük âfetin yaralarını saracağız. Kaybımız çok büyüktür. İnşallah her şey normale döndükten sonra rehavete kapılmayacağız. Depremden çıkarılacak çok ders var. Bunları akıllıca değerlendireceğiz.

