Kaydet
a- | +A

Dış politikamızda durgunluk, dikkat çekici bir çizgiye geldi. Endişe verici de diyebilirsiniz. Orta Asya''da ne oluyor? Kafkasya''da ne bitiyor? Balkanlar ne durumda?

Türkiye''nin geleceği için birinci derecede önemi bulunan bu konulardan ne haber var, ne soran, ilgilenen mevcut...

Ya Avrupa Birliği? Bu alan, dış ilişkilerde Dışişleri Bakanlığı, içeride uyum reformları için Mesut Yılmaz''ın Başbakan yardımcılığı arasında bölüşüldü.

Sayın Yılmaz''ın tatilini uzatmayacağı ümidindeyiz. Turizm Bakanı ile kumda oynayacak zaman değildir. Zira Türk nesillerinin hayat düzeyini ve düzenini saptayacak AB normlarında -Allah göstermesin- başarısızlık, Mesut Bey''in üzerinde kalır. Ve ANAP da bu yıkıntının altından kalkamaz.

Gerçekte Sayın Yılmaz''ın kültür ve Dışişleri Bakanlıkları ve 3 defa başbakanlık tecrübesi, 2 yabancı dil bilmesi, sorumluluğunu epey uzatarak kabûl ettiği mevzuda ciddi bir altyapı oluşturuyor. Medenî cesareti de var. Başarısı ile, kendisinde bulunmadığı söylenen vasıfları yalanlamış veya unutturmuş olacaktır.

Dışişleri, bir DSP bakanlığı, AB bir ANAP bakanlığı değildir. Türk devletinin yönünü belirleyen millî mekanizmalardır.

Bir Kıbrıs meselesini yarım asır uzatıp yüzüne gözüne bulaştıran hükûmetler, Bosna''daki gibi Kıbrıs''ta da Türk görmek istemeyen Batı (veya Dünya) zihniyetinin zebûnu oldu. Dikkatli bulunmamız, neyi neyin karşılığında alıp vereceğimiz hususunda yanılmamamız gerekiyor. Dışişleri, bilgi ve görev sahası dışındaki, mevzuatımızın AB normlarına uydurulması için kurulan genel sekreterlikte ağır rol aldı. Durgun, âdetâ şevkini yitirmiş dış politikamızdan, Dışişleri Bakanlığı''nı mesul tutmuyoruz. Zira kararlı kesin, doğruyu yanlıştan ayırmaya yetenekli bir siyasî irade olmadan, hiçbir konuda başarıya ulaşılamayacağı açıktır.

ÖNE ÇIKANLAR