Helsinki toplantısı ve Birleşik Amerika''nın fiilen ikinci kişisi sayılan Dışişleri Bakanı Albright Hanım''ın Ankara''ya gelmesi ile gündem, dış politikaya odaklandı. Sonra Ecevit, Washington''da Clinton''la görüşecek. Deprem felâketiyle çok ağırlaşan, fakat elbette altından kalkacağımız âcil taze para ihtiyacı, siyasî hayatımızın en önemli maddesi olacak.
Aralık ayındaki Helsinki müzakerelerine kadar hükûmet, kredi sorunlarına bağımlı kalacak. Aynı zamanda, depremzedeleri kışa hazırlayacak.
Bu derecede yoğun ve bu kadar birbirinden mühim meseleler arasında, iç politika da yürüyecek. Şu veya bu biçimde af çıkarsa (ki öyle görünüyor), işsiz güçsüz, cezalarını tamamlamamış mahkûmlar, sebep olacakları gelişmelerle, iktidar partilerini yıpratacak.
Diğer taraftan, yüz defa yazdığımız gibi, böyle gelen pek çok şeyin artık böyle gitmesinin mümkün olmadığı deprem felâketiyle bir kere daha, hem de neler pahasına açığa çıktı. Hükûmet, yönetimi ve Devlet örgütünü yenileyebilecek, çağdaşlaştırabilecek mi? Gereksiz kurumları lağv edip gerekenleri kurabilecek mi? Deprem faciasında yerlerini doldurmadıkları anlaşılanları emekliye ayırıp yeni atamalar yapabilecek mi? Türkiye''ye 2000 yılının dinamizmini getirebilecek mi?
Yılbaşına (ki 2000 yılıdır) doğru, sorunlarını çözmek iradesini belli eden bir Türkiye imajı oluşabilecek mi? Zira yalnız içeride milletimizin mutluluğu değil, Türk devletinin dış saygınlığı da bu imaj ile orantılıdır.
Yeni problemlerin zuhuru, hayatın tabiî akışının icabıdır. Güneydoğu''da savaşın sona ermesiyle yeni senaryolarla karşılaşacağımız muhakkaktır. Hiçbir senaryo, sürpriz tesiri yapmamalıdır. Modern Devlet ve onu yöneten siyasî organlar, her şeye hazırlıklı bulunmalıdır. Zeki bir millet olduğumuz Atatürk tarafından teyid edilmiştir. Aynı derecede, akıllı davranabilmek yeteneğimizi de göstermemiz lâzım.

