Ermeniler, asırlarca kendilerini tam bir hürriyet ve refah içinde yaşatıp üstelik millet-i sâdıka diyerek yücelten Türkler''e, yönetimine katıldıkları imparatorluklarına ihanet ettiler.
Küçük azınlık hâlinde yaşadıkları, çanlarını çalıp İstanbul''a milletvekili gönderdikleri Doğu Anadolu''da ırk temizliği yapmak gibi insanlık
vicdanını ayağa kaldıran iğrenç ve vahşi eylemlere giriştiler. Çeteler kurdular, yedi düvelle savaşan kendi devletlerinin ordularını arkadan vurdular.
Doğu Anadolu''dan imparatorluğun güney eyaletlerine sürülünce, öç almaya kalkıştılar. Berlin''de, Roma''da, Tiflis''te, imparatorluklarının iki başbakanını (Tal''at ve Said Halim Paşalar), bir bakanını (Org. Cemal Paşa) öldürdüler.
Hınçak ve Taşnak terör örgütlerinden sonra ASALA''yı kurdular. Beş kıt''ada en seçkin ve masum diplomatlarımızı şehid ettiler.
Bu kanlı vahşet bitti mi? Ne gezer! Bu defa dünyanın en büyük devletinin yasama meclisine para dağıtıp iğfal ederek bir karar çıkartmak istediler ki... Çıksa idi, Ortadoğu denen çok geniş, stratejik ve hassas bölgeyi ateşe verecekti. ABD''nin menfaatleri önemli darbeler yiyecekti. Nitekim Başkan Clinton ve Genelkurmay Başkanı, salâhiyetle vurguladılar.
Binaenaleyh Ermeniler, Osmanlı Türkiyesi''nden sonra kendilerine içtenlikle kucak açan, refah sağlayan diğer bir muazzam devlete, Amerika''ya da ihanet ettiler.
İstanbul''daki Türk Ermeni soydaşlarını rahatsız ettiler. Ama, son asır içindeki diğer çok kanlı eylemleri gibi, bu defa da, en ağır zararı kendilerine verdiler. Dünyanın huzurunu bozan bir toplum imajını pekiştirdiler.

