Kaydet
a- | +A

İsrail muhalefet liderinin ansızın Kudüs''te Harem-i Şerîf''e girdiğini öğrendiğim vakit, hayrete düştüğümü saklıyamayacağım. Acaba emekli general Şaron, ihtidâ mı etmişti? Müslümanlar''ın 3. kutsal mahallinde ne işi vardı. Bu, basbayağı bir kışkırtma idi. Mûsevî görgü ve terbiyesine yakışmayan bir kışkırtma... Bir buçuk milyar Müslüman''ı yaraladı.

Filistinli bir baba ile küçük yaştaki oğlunun -rastgele kurşunla değil- nişanlanarak vurulması, düşmanlığın vahşet boyutlarına tırmandığını gösterdi. Dünya televizyonlarında yüzlerce defa geçilen bu trajik sahne kadar İsrail''i küçük düşüren bir şey olamaz.

Eh Filistinliler''in Hazret-i Yûsuf''un kabrini yaktıklarını duyduğum zamanki şaşkınlığımı da itiraf etmem gerekir. Bu işi yapan Müslümanlar''ın Sûre-i Yûsuf''tan haberleri bulunmadığı kesindir. Belki sadece, Yûsuf''un Hazret-i Yâkub''un oğlu olduğunu hatırlamışlardır (Yâkub Peygamber''in diğer adı İsrâil''dir).

Kudüs''te Harem-i Şerîf, Müslüman egemenliğine bırakılmadıkça, bu akıl dışı barbarlık sahneleri süreceğe benziyor. Acaba Araplar ve İsrailliler, Harem-i Şerîf yönetimini Türkler''e vermeyi düşünmüşler midir? Bu cümleyi okuyucularımın tebessümünü göze alarak yazdım. Hani Osmanlı arşivlerini araştırıyorlar da, oradan hatırıma geldi. Osmanlı''nın tam 401 yıl, 3 Semâvî Din''in kutsal şehri Kudüs''ü, kimsenin burnunu kanatmadan hangi inanılması zor dirayetle yönettiklerini öğrenmek için...

Kudüs kavgası, Haçlı asırlarındaki kadar uzayıp gideceğe benziyor. Biz Osmanlı Türkler''i, Kudüs''ü Araplar''dan almadık. 1250 yılından beri Filistin''e hâkim olan Memlûk Türkleri''nden aldık. Türkler bırakır bırakmaz, Filistin al kanlara boyandı. O topraklarda, Osmanlı''nın âhı vardır. Osmanlı''ya revâ görülen muamele, gayret-i İlâhiyeye dokunmuştur. Bizim inancımız budur.

Bugün Kudüs, bir Türk meselesi değildir. Bir Arap ve İsrail meselesidir. Bunun bellenmesinde sonsuz faydalar vardır. Türkiye ancak, istendiği takdirde, barışı kolaylaştırmak bakımından ilgilenir.

ÖNE ÇIKANLAR