İnsanın gen haritasının yapıldığı, dünyanın 1. adamı sayılan Başkan Clinton tarafından resmen açıklandı. Bir ay önce de gene Amerika Birleşik Devletleri''nde bir fizikçi, laboratuar deneyinde, ışık hızını birkaç misli aştığını bildirdi.
Her iki keşfin, insanoğlunun bütün geleceğini değiştirebilecek gelişmelere zemin hazırladığı kesindir. 21. asır, her iki keşfin pratiğe dönüştürülmesi çabaları ile geçecek. Bu alanda trilyonlarca dolar harcanacak. Bazı sonuçların ümid edilenden erken ortaya çıkması muhtemeldir.
Zira 19-20. yüzyıllardaki teknik ve ilmî ilerleme, o zamana kadar yapılanları defalarca katlayacak derecede önemli ve çabuk oldu. Mîlâd sıralarındaki medeniyet ve gündelik yaşayışla, 19. asra giren dünyanın arasındaki fark, son iki yüzyılda, bilhassa son yüzyılda gerçekleşenlerden azdır. 19. asırda en hızlı haberleşme aracı olarak güvercinin yerini telgraf, hemen çeyrek yüzyıl sonra telefon, hızlı seyahatte atın yerini tren, yelkenlinin yerini vapur aldı.
Zaten dünya nüfusu 19. yüzyıl başlarında 1 milyarı, ancak 1920''ye doğru 2 milyarı buldu. 1950''de tam 2,5 milyardı. Bugün 6 milyardır.
Sanayi devrimine katılamıyan imparatorluk Türkiyesi, felâkete uğradı. Yüksek teknolojiye giremiyen Cumhuriyet Türkiyesi, hâlâ yoksulluğun acımasız pençesinden kurtulmaya çalışıyor.
Gen haritası yapan bir medeniyetle karşı karşıya, yan yanayız. Ya bu âleme gireceğiz, yahut dışında kalacağız. Hangi haritaları yapmakla uğraştığımızı ciddiyetle gözden geçirmemiz ve -tabirimi mazur görünüz- sayı ile kendimize gelmemiz gerekiyor. Hiçbir mazeret ve bahane makbul değildir. Bahis konusu olan, çocuklarımızın istikbalidir. Daha açık ve katı söyleyeyim, Türk''ün nesiller boyu kaderidir.

