Hükûmet, ekonomiyi ön plana çıkarmakla isabet ediyor. Zira geçtiğimiz Aralık ayındaki çok vahîm krizi önleyemedi. Çünki ekonomiden kimin sorumlu bulunduğu meçhuldü. Birkaç bakan ve birkaç bürokrat, koordinasyondan mahrum şekilde çalışıyorlardı. Bugün de böyledir.
Öyle ki, basının yazdığına göre DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, ekonominin düzeltilmesi misyonuna taliptir. 6 ay içinde çözüm getireceğini söylemiştir.
Bir erken seçim mecburiyeti ihtimaliyle borsa, bir türlü kendine gelemiyor. Özelleştirmedeki akıl almaz dar kafalılığımızı ve yeteneksizliğimizi buna ilâve ediniz. Madem bu işi beceremiyoruz, komşularımız Bulgaristan ve Romanya''dan özelleştirme uzmanları istemekten başka çaremiz kalmıyor.
Dış ilişkilerimizdeki gerileme, AB ile yakınlaşma bâbında ödümüzün kopması, her tarafa kafa tutma merakımız, Türk ekonomisinin açmazları arasındadır. İçeride yatırım yapılmıyor. Dışarıdan kapital gelmiyor. Nasıl ve niçin gelsin ki?
Ermenistan olsun, diasporası olsun, Ermeniler''in ümidi ve hedefi Türkiye''nin dış ilişkilerini bozmaktır. AB ile bizi karşı karşıya getirmektir. AB ile müzakerelere başlayabilen bir Türkiye''ye karşı taleplerinin maskaralık derekesine düşeceğini Ermeniler çok iyi biliyorlar. Bu arada bol para verdikleri Türk adı taşıyan ajanları yazıp çiziyor, konuşuyorlar.
Türk devletinin temel kurumlarının hükûmete, hattâ millî iradenin tek meşru temsilcisi Türkiye Büyük Millet Meclisi''ne karşı çıkışları, ekonomiyi de etkiliyor. Enflasyondaki açık gerileme bile, vatandaşın artık çok büyük boyutlara erişen ıstırabını hafifletemiyor.
Demokrasi tarihimizin iki büyük devlet adamı, Demirel ve Özal, ekonomi her şeyin başıdır demişlerdi. Ne kadar haklı oldukları ortadadır. Ekonomisi bozuk, hattâ zayıf, hattâ yetersiz her devlet, her alanda aksamaya mahkûmdur.
Koalisyon, bahara kadar bu olumsuzlukların üzerine giderek ümitli bir atmosfer oluşturmak durumundadır. Aksi takdirde, erken seçim dedikoduları ağırlık kazanır. Hattâ erken seçim felâketinin kaçınılmaz hâle gelmesi ihtimali vardır.

