Avrupa Birliği kriterlerine uyum sağlamaktaki rehavetimiz, yalnız bizim kanaatimiz değil. Genel değerlendirme budur. Türkiye Büyük Millet Meclisi''ni, sürekli reform yasaları sevk ederek çalıştıracak olan hükûmettir. Dışişleri''ni hızlandıracak da aynı organdır. Hükûmeti kim çalıştıracaktır? Şüphesiz Başbakan. Ancak bugünkü koalisyon yapısında Başbakan, iki ortağı ile mutabakat sağladıktan sonra karar alabiliyor ki, gecikmelerin sebeplerinden biri budur.
Zaman kadar değerli bir şey yoktur. Bazı konularda zaman kaybı, toplumun yoksulluğuna, devletin köhneleşmesine zemin oluşturur. Türkiye bu durumdadır. Bir şeyler yapılmış, gelişmeler gerçekleşmiş, fakat ileri giden ülkelerin temposuna asla ulaşılamamıştır. Bu ne uğursuz bir millî hastalıktır!
Hani Devlet Reformu? Hani 3-4 yıl içinde Avrupa Birliği''ne üye olacak çizgiye erişebileceğimizi söyleyenler? Anayasa değişiklikleri, büyük ve modern kanunlar, yeni bir Devlet yapısı?
Meclisimizin şu andaki kompozisyonu içinde alternatifinin bulunmadığı kabûl edilen hükûmetin sorumluluğu, elbette daha büyüktür. Üstelik liderler, grup kürsüsünden şampiyon konuşturmak gibi medyatik aşırılıklardan tutunuz, Küba rejimine methiyeler yağdırmak gibi vukuf hafifliklerine kadar, çok çeşitli alanlarda dikkatli bulunmak durumundadırlar.
Pek çok topu aynı anda havaya fırlatıp hiçbirini düşürmeksizin teker teker tutacaksınız. Önemli devletler böyle yönetilir. İmparatorluk yönetmiş bir millette bu haslet tabiatiyle mevcuttur. Biz şimdilik eski cinayetleri aydınlatalım, sıra diğer sorunlara da gelecek falan diyemezsiniz. Pek çok iş birden, iyi tevzi edilip iyi toparlanarak bir arada yapılacaktır.
Üçlü koalisyonun başarısı kadar istediğimiz hiçbir şey yoktur. Az başarıyı kabûl etmeyiz. Vaktiyle yapılamayanlar, çözülemeyen meseleler de bu hükûmetin uhdesindedir. Herhangi sahada yetersizlik, Türkiye''yi çok gerilere kaydırır. Endişemiz budur. Bu endişeyi iliklerine kadar duyabilen her kişi, gerçek milliyetçidir.

