Bendeniz, idam cezasının lüzumuna inanırım. Hakkımda ne geri kafalı çağ dışı kalmış adam diye düşüneceklerini biliyorum. Ama bu sütunlarda samimi inançlarımızı yazmak daha doğrudur.
İnsan vicdanını çıldırtan öylesine suçlar işleniyor ki, bu çeşit suçları işleyenleri toplumdan silmek gerekir.
Bununla beraber son yıllarda Avrupa ülkeleri birer ikişer idam cezasını kaldırdılar. Tarihin böylesine bir döneminde yaşıyoruz. Ben, Avrupa Birliği''nin ileride bu cezayı uygulayıp uygulamamakta, üyelerini serbest bırakacağını sanıyorum. Zira insan ırkından çıkan canavarlar, diğer bütün canlıların vahşetini gölgede bırakmıştır. Bu karakterin değişeceği de yoktur.
Ama günümüzde Avrupa devletlerinin hepsi idam cezasını hukuk dışı sayıyorlar. Türkiye, Avrupa''nın bir parçasını oluşturuyor.
Bizde yargı, idam cezası veriyor. 15 yıldan bu yana hiçbir infaz yapılmadı. 50''den fazla infaz dosyası, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu''nun gündemine getirilmiyor (idam cezası kaldırılmadıkça bunların kadük olması bahis konusu değildir.)
Buna rağmen suçluların iadesi gibi bahislerde, Avrupa devletleri ile müşkül durumlara düştük. Uygulanmıyan bir cezayı, yasal yoldan kaldıramadık.
Fransa''da ağırlaştırılmış hapis cezası geliştirildi ki, bize örnek olabilir. Bu ceza, birkaç dakikalık infazdan bin kat etkilidir.
Kaldı ki Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi''ni tanımıştır. İmza attığımız böyle bir organı yok saymak, Avrupa Birliği üyeliğimize mâl olur, bütün Avrupa sisteminden tecrid edilmemiz tehlikesini doğurur.
Öcalan, dünya tarihinin tanıdığı en azılı birkaç caniden biridir. Yargılanması kusursuzdur (ancak Yargıtay kararını, Aralık ayı sonuna bıraksaydı iyi olurdu). Burada siyasî otorite, Öcalan''ın devletin elinde kalmasının mı, infazının mı Türkiye''ye yarar sağlıyacağını düşünecektir.
Hiçbir romantik duyguya kapılmaksızın ve bütün konularda bu hesap, bütün lehimizde ve aleyhimizdeki faktörler gözden kaçırılmaksızın yapılmalıdır.
Türk milletinin yüksek menfaatlerinin ötesinde hiçbir fikir makbûl değildir. Milliyetçilik, Türk''e zarar verecek her şeyden özenle kaçınmayı gerektirir. Aksi, palavra milliyetçiliği olur ve tarihimiz bunun acı örnekleriyle dolup taşıyor. Yıl 1999''dur.
Sayın Başbakanımız''ın bu yüce devlete, 21 yıl sonra ikinci defa Avrupa kapılarını kapatmıyacağı inancı içinde bu yazıyı kaleme aldım.

