Kaydet
a- | +A

Ramazan inşallah Türk milletine hayırlar getirecek. Fazla ıstırap çektiği dönemlerden sonra Cenâb-ı Hak, milletimize daima bir lütuf dönemi ihsan buyurmuştur. Tarih böyle yazıyor.

Artık saat meselesi. Helsinki''den iyi haberler bekliyoruz. AB, Avrupa tarihini ve kültürünü oluşturan başlıca milletlerden ve Batılılar''ın tabiriyle bir imparatorluk ırkı olan Türk''ü savsaklamak gibi bir hata yapmıyacaktır. Akıl, mantık, hesap, kâr ve menfaat üzerine kurulmuş bir uygarlık, böylesine vahîm bir hatayı kaldırmaz.

2000 yılında maalesef kemerleri sıkacağımız anlaşılıyor. Sonrası ferahlıktır.

Geçtiğimiz 20. yüzyıl, asırların en kanlısı idi. İnsanlık barışa ve huzura susadı. Ama beşer tabiatı gereği pürüzler sürüp gidecektir. Her toplum çok uyanık, çok çalışkan olmak durumundadır. Gafillerin ve tenbellerin vay hâline!

Büyük komşumuz Rusya''nın başkanı Yeltsin, iktidarının son deminde Pekin''e koştu. Sulh ve salâh için mi dersiniz? Ne gezer! Minicik yiğit bir millet olan Çeçenler''e karşı destek almak için. Ve bu desteği aldı da Rusya ve Çin gibi iki dev, bir milyon Çeçen''e karşı. Dünya, bu traji-komedilerden kurtulmalıdır. Hâlâ Birleşik Amerika''nın baş çektiği Batı, Çeçen kırımını kınıyor. Ama Boşnak''ı ve Arnavut''u Sırplar''a karşı korumakta yetersiz kalmıştır.

Dünya yeniden iki düşman bloka ayrışmak istemiyor. Zaten fiilen iki blok var: Demokrasi âlemi ve bu âlemin dışında kalan bütün ülkeler...

Türkiye demokrasi âleminin içinde ama, sınırda bulunuyor. Niçin merkeze oturamadık? Reform yetersizliğinden, reform gecikmelerinden... Politik istikrarsızlıklar, siyasî iradeyi hantallaştırdı ve Türk mâşerî dehâsını açığa çıkartamadı.

Helsinki sonrasında durumumuz ne olacak? Pazartesi sabahı, bu konu ile sevgili okuyucularımın huzurundayım.

ÖNE ÇIKANLAR