Reformlar ve inkılâplar, tam bir irade ile gerçekleşir. Tarihte tereddüt ve vehim içinde başarılabilmiş reform ve inkılâp yoktur. Sultan Mahmut, devletin başına belâ kesilen 500 yıllık yeniçeriliği 26 Haziran 1826 günü sabahtan akşama kadar on saat içinde ortadan kaldırdı. O zaman Avrupa''nın en modern askeri akademisi olan Napolyon''un kurduğu Saint-Cyr''in talimatnamelerini Fransızca''dan çevirterek Harbiye''yi açtı. Buradan yetişen subaylarımız öyle bir ordu oluşturdular ki, 1918 cihan yenilgisinde silahları alınıp dağıtıldığı halde, dünya galiplerine karşı Kurtuluş Savaşı''mızı kazandı. Bugün Türk Silâhlı Kuvvetleri, dünya sıralamasında rahatça ilk 10''a girebiliyor. Gerek Osmanlı''nın modern döneminde, gerek Cumhuriyet''te Türk subayı, bütün inkılâplara öncülük etti, bütün yenileşmeleri öncelikle benimsedi. Avrupa Birliği teşebbüsümüz, Vak''a-i Hayriye, Tanzimat, hattâ Cumhuriyet derecesinde önemlidir. Bu hususta tereddüt ve vehim, ancak politikacıdan gelebilir. Türkiye''nin geleceği, siyaset adamlarımızın dirayetine, basiretine, kesin ve keskin iradesine bağlıdır.
Çağdaş uygarlık düzeyinin ta kendisi olan AB ilkelerine rezerv koyan politikanın istikbali yoktur. Atatürk''ün hedefini saptırmakla değil, bu hedefe karşı çıkmakla suçlanacak, tarihe böyle geçecektir. Türkiye''yi Uganda sıralamasına yerleştirmeye kalkışanları memnun edecektir. Ama kendisinden demokrasiyi, gerçek hürriyeti ve çağdaş refah seviyesini esirgeyen partileri halkımız, sandıklara gömecektir.
Bu yoldan dönüş yoktur. Bahane, kıvırtma, lâf ebeliği, vakit geçirme, mazeret uydurma gibi Şark''ı batıran alışkanlıklar geçersizdir. Medeniyet ateşi, kullanmayı bilmeyenleri yakar geçer.
Yazımız, dünkü Bakanlar Kurulu toplantısından ve Washington''daki Ermeni oylamasından önce yazıldı. Pazartesi, bu konuları ele alacağız.

