Helsinki''de resmen aday olduğumuzdan bu yana, Avrupa Birliği için Kopenhag Kriterlerine uyum çalışmalarımızın -haydi lâgar demiyeyim- çok yavaş gittiği fikrindeyim. Niçin yavaş gittiğini burada açıklamak, sonucu değiştirmiyor.
Şimdi Mesut Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti''nin Avrupa Birliği''ne göre dizayn edilmesinden sorumlu Başbakan Yardımcısı göreviyle hükûmete girdi. Bu, yeteneksiz müşavirlerince gerçekleşebilirliğinde dehşetli yanıltılıp heveslendiği cumhurbaşkanlığından daha az önemli bir görev değildir. Türk devletinin ve Türk milletinin kaderini belirleyecek bir vazifedir. Sayın Yılmaz''a gıpta ile, memnuniyetle bakıyoruz. Kutluyoruz. Başarısı için her türlü desteği vermek, Türk''ü seven herkesin sorumluluğundadır. Ancak başarısız her adımı şiddetle eleştirilecektir. En büyük başarısızlık, zamanı kullanamamak ve tempoyu sağlayamamaktadır. Bu faktörü aşacağı ümidindeyiz.
Sayın İsmail Cem, AB ile dış ilişkilerimizi yürütecektir. Bugüne kadar olduğu gibi, muvaffakiyetle yürütecektir. Sayın Yılmaz, tekrar ediyorum, Türk devletini bir Avrupa devleti hâline getirecek Kopenhag Kriterlerini uygulayacaktır. Ve bunu en fazla 3 yıl içinde tamamlayacaktır. Bu bakımdan, Dışişleri Bakanı ve her şeyi en iyi kendilerinin yapabileceği inancında bulunan Dışişleri Bakanlığı ile tedâhül olmaz. Zaten AB normları için Başbakanlığa bağlı kurulan Genel Sekreterliğe, Birleşmiş Milletler''deki büyükelçimiz geldi. Yılmaz''ın emrinde çalışacaktır.
Mesut Bey, AB''nin aday devletlerle uyum çalışmalarından sorumlu bakan derecesindeki temsilcisi ve bizim bu mevzuda birinci muhatabımız sıfatıyla Türkiye''de bulunan Günter Verheugen''le görüşecektir. Güzel Almancası ile tatlı tatlı konuşacaktır.
Yılmaz, Kopenhag Kriterlerinin tavizsiz tatbik edileceğini peşinen belirterek bize güven verdi. Bu sözünün takipçisiyiz. Bu arada Tansu Hanım''ın teklifine olumlu cevap vereceğini sanıyoruz.

