Başkan Clinton''ın bir müddetten beri kaç defa vurgulayarak Osmanlı''yı dile getirmesi dikkatimizden kaçmadı. Osmanlı, Avrupa için önemlidir. Avrupa tarihinin bir parçasıdır. Osmanlı ile savaşmamış, önemli ilişkilere girmemiş tek Avrupa ülkesi yoktur. Amerika için bunlar söylenemez. Amerika, İstanbul''da 1820''de elçiliğini açtığı halde bizim Washington''da orta elçilik kurmamız 6.4.1867''dedir. 14.1.1909''da her iki taraf, temsilcilerini büyükelçiliğe yükseltti (ilk büyükelçilerimiz Hüseyin Kâzım Bey, sonra bestekâr Yusuf Ziya Paşa''dır).
Daha Arkansas valisi olduğu gençlik yıllarında Başkan Clinton''ın Osmanlı tarihi ile ilgilendiği tespit edildi. İhtimal bu ilgi, İngiltere''deki tahsil yıllarında başladı. Ama son haftalarda Başkan, niçin ısrarla Osmanlı üzerinde durdu?
Bana göre Türkiye''ye Osmanlı gibi davranın tavsiyesinde bulundu. Türkiye Cumhuriyeti''nin rejimi üzerindeki hassasiyetini bildiği için de, Millet Meclisi''mizdeki 35 dakikalık tarihî konuşmasında 5 defa Atatürk''ü andı.
Biz, imparatorluğumuzu cebren tasfiye etmiş Türkiye Cumhuriyeti olarak, miras alıp sürdürdüğümüz millî kültürümüz dışında Osmanlı yönetiminin neresinden ders alacaktık? Arz edeyim:
Biz Osmanlı''nın, tek resmî dilin Türkçe olmasındaki çok kararlı tutumu dışında, her dile, kavme, cemaate, dine, mezhebe, inanışa tam bir hürriyet tanımasından, klasik dönemde de, 19-20. yüzyıllardaki Yenileşme (Teceddüt) döneminde de bu uygulamayı katıksız sürdürdüğünden ders alacaktık. Clinton bunu ima etti.
Efendim Türkiye Cumhuriyeti''nde dinler, mezhepler hür değil mi? Elbette öyledir ama, Başkan gibi biz de biliyoruz ki Türkiye, meselâ Fransa gibi tam bir millî devlettir. Moda tabiriyle ulus-devlet. Cumhuriyet bu şekilde kuruldu, bugün de böyledir, böyle devam edeceği de şüphesizdir. Osmanlı Türkiyesi, diğer imparatorluklar gibi, milliyetler mozaiği idi. İmparatorluk yönetim biçimleri, ulus-devletlerde uygulanmaz.
Başkan Clinton, her kavmin bağımsızlık istemesinin kimseye yararı olmadığını, 500 devlet ortaya çıkacağını da belirtti. Ama kibar üslûbu içinde, diplomatik dille, insan hakları bâbında elimizi çabuk tutmamız gerektiğini söyledi.

