Hayvan üzerine latifelerle hoş bir hafta geçirdik. Arı, at, güvercin, kurt... Irk tefriki yapmayız, hepsini severiz. Allah''ın, arz dediğimiz şu mütevazı gezegeni mensup bulunduğumuz insan ırkı ile paylaşmak üzere halk ettiği yaratıklardır. Ayrı yetenekleri, erdemleri, üstünlükleri, vazgeçilmez misyonları, ilâhî düzene katkıları vardır. Kurt, insandan daha iyi görür. İnsana nisbetle yaklaşık kırk defa daha iyi duyar. At olmaksızın insan ırkı, bugünkü uygarlığı kuramazdı. Güvercin, tâ telgrafın icadına kadar en hızlı haberleşme vasıtamızdı. Arının meziyeti, izahtan varestedir. Bütün hayvanlar ve bitkiler böyledir...
Ama Türkiye''nin Kelile Dimne ve Lafonten edebiyatından öte meseleleri var. Mesut Yılmaz''ın evvelki günkü grup konuşmasında derin devlet veya bürokrasi, belki başka kuruluşlar, Avrupa Birliği karşıtlığı ile itham edildi.
Avrupa Birliği karşıtlığı, hiçbir şahsın, hiçbir kuruluşun, hiçbir medenî toplumun göze alamayacağı bir suçlamadır. Türkiye Cumhuriyeti denen muazzam devleti, gelişmemişlik, yoksulluk, üçüncü dünyacılık, içe kapanma bataklığında bırakmayı hedefleyen bir suikasttir.
Koalisyon bozulmayacaktır. Hükûmet devam edecektir.
Türkiye''nin ve Türk''ün yüksek menfaatleri bu hükûmetin devamını gerektiriyor. Kritik çizgideki ekonomiye ağır darbe vurmaya, Avrupa Birliği ile uyum çalıştırmalarını rafa kaldırmaya, erken seçim atmosferine sokmaya, kimsenin hakkı yoktur.
Soruşturma komisyonlarındaki oylamada MHP''li milletvekillerinin beklenmedik yönde, alışılmadık üslûpta oy vermeleriyle başlayan bu kısa kriz, ümid ediyoruz, politikacılar, parti yöneticileri, bürokratlar, bakanlar, genel başkanlar ve mağrur liderler için ders olur. Az şey midir? Kimse onların böyle derslere ihtiyaçları bulunmadığını söylemez.
Liderler bu dersi kavradılar mı? Hayvan esprileriyle şenlenen krizin ardında yatan huzursuzluğun derinliğine inebildiler mi? Bakalım, göreceğiz.

