Kaydet
a- | +A

Türk subayı, hem saygı, hem sevgi görmeye alışmıştır. Bu Cumhuriyet''in eseri değildir. Bin yıldan beri böyledir. Türk subayı Anadolu''yu fethettiğinin, bu topraklarda devlet kurduğunun, üzerine gelen on misli Haçlı ordularına bu devleti yedirmediğinin, her üç Haçlı seferinde tası tarağı toplayıp Türkistan''a dönmeyi aklından geçirmediğinin idrakindedir. Millî Mücadele başarısıyla ve Atatürk''ün telkin ettiği milliyetçilik idealiyle bu idrak, tamamen pekişti.

Subaya gösterdiğimiz saygı ve sevgi, başka milletlere nazaran fazla olabilir. Fakat millî hasletimizdir. Subaya hakaret ne kelime, toz kondurmayız.

Ancak subay, hem klasik Osmanlı döneminde, hem bugünki ordunun kurucusu olan (1826) İkinci Mahmud''dan sonra, hem de Cumhuriyet''te Atatürk''ten sonra zaman zaman politikaya girdi. Politikaya girdiği her olay, hem kendi bünyesine, hem devlete dehşetli zarar verdi. Politikaya giren subay, aslî görevinden ayrıldığı gibi, politikacılar için şart olan her türlü eleştiriye açıktır. Bu eleştiriler zaten tarihçiler, basın mensupları ve milletimiz tarafından yapıldı. Atatürk cumhuriyetinde ve demokratik düzende, üniforma ile politikaya izin verilmez.

Bir müddetten beri, Türkiye''de teokrasi olabileceğini sanan, Osmanlı Müslümanlığı''ndan kopmuş, İran''a, Arabistan''a falan özenen hayal erbabı, Türk subayı hakkında tarihimizde görülmemiş ithamlarda bulundular. Münasebetsizlik sınırının ötesinde lâflar söyleyip yazdılar. Meselâ deprem münasebetiyle telaffuz edilen herzeler, akıl ve edep dışıdır. Bunları yapanlar, yüce dinimize zarar verdiler. Türk demokrasisine çomak soktular.

Türkiye''de ordu ile zıtlaşarak, silâhlı kuvvetlere rağmen reform yapılamaz. Emin olunuz, Birleşik Amerika''da ve Fransa''da da yapılamaz. Silâhlı Kuvvetler, millet için vardır. Milletin ve devletin yüksek menfaatleri paralelinde ikna edilemeyeceklerini, demokrasi dışına çıkabileceklerini sanmak, eşyanın tabiatına aykırıdır.

Geçtiğimiz Cumartesi günki cenazede 3.000 subay ve astsubay, Genelkurmay Başkanı''nın çevresinde blok oluşturdu. Bir imaj çizdi. Donanmamızın Gölcük''te içimizi yakan kaybını mücâzât-ı ilâhiyye şeklinde sunanlar, Türk milleti ile ters düşmüşlerdir. Türkiye''de Türk ile ters düşenlerin geleceği olmaz. Bizi demokrasi çizgisinden uzaklaştırarak çağın gerisine atacak hiçbir hareketi kabûl etmeyiz. Böyle bir demokrasinin teokrasi hayallerine canlılık getireceğini sanmak ise, başka çeşitten bir gaflettir.

ÖNE ÇIKANLAR