Filistin''de durum, dünden itibaren çok ciddi boyutlara tırmandı. İki İsrail askerinin karakollarından çıkarken sivil kıyafette linç edilmesini
-bu olay bir senaryo değilse- vesile sayan İsrail, Gazze''de başkanlık sarayını bombardımana kadar ileri gitti. Yaser Arafat, mütevazı bir bina olan makamında değildi ve bu husus şüphesiz İsrail istihbaratınca biliniyordu. Yazımızı kaleme aldığımız dün akşam saat 19''a kadar bombardımanın verdiği zarar belirsizdi. İsrail''in Filistinliler''e tam bir gözdağı vermek istediği açıktır. Harem-i Şerif ve Mescid-i Aksa''da yapılan kaba kışkırtma sonunda Filistinliler, büyük tepki gösterdiler. Şimdi onları durdurmanın Yaser Arafat''ın bile iktidarı dışına taştığını, Tel Aviv hükümetinin kestirmiş olduğu muhakkaktır. Kriz, şimdiki boyutları ile de elbette çok ciddidir. Ancak yeni bir Arap-İsrail savaşına dönüşebilmek ihtimali düşüktür. İsrail''le barış imzalamış bulunan Mısır''la Ürdün epey düşüneceklerdir. Suriye tek başına İsrail''le savaşa girmez. Diğer Arap devletlerinin hali ise malûmdur. Kaldı ki başta Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşmiş Milletler, meseleye müdahil olacaklardır, zaten bu faaliyeti gösteriyorlar. Ama İsrail, İkinci Cape David zirvesinde Başkan Clinton''ın kendilerini fazla zorladığı ve Araplar''a taviz verdiği fikrindedir. Sert tutumunu kolay kolay değiştirmez. Ankara, krizi dikkatle izliyor. İki tarafa itidal tavsiye ediyoruz. Her şeyden önce korkutucu çizgiye gelen kan dökülmesine son vermek gerekiyor. Sonra gene masa başında sonu gelmez müzakereler... Filistin devleti bağımsızlığını ilan etse de, geciktirse de, tarafların anlaşma şansı elbette vardır, fakat son derece küçüktür. Bu küçücük şansı, nereye gizlemişse bulmak, ortaya çıkarmak, uygulamak lazım.

