Kaydet
a- | +A

Yetki kargaşasının eninde sonunda patlak vereceği âşikâr idi. Demokrasi döneminde Türkiye, Çankaya''da Özal ve Demirel gibi çok dinamik, bir o kadar vukuflu iki devlet adamı gördü. Her ikisi de açıkça başkanlık, hiç olmazsa yarı başkanlık sistemi istediler. Zira daha atılımcı hareket edebilmek amacında idiler.

Ancak Avrupa demokrasilerinde devlet başkanlığı, ister meşrutî hükümdar, ister meclislerce seçilmiş cumhurbaşkanı şeklinde olsun, semboliktir. Devletin bütünlüğünün ve uyum içinde yürümesinin simgesidir. Devleti içeride ve dışarıda temsil eder. Canlı bayrak gibidir. İcraya karışmaz. İcra içinde görünmesi formalitedir. Ülkeyi, seçimle gelen ve meclisten güvenoyu alan başbakan yönetir. İcranın sorumlusu başbakandır. Demokrasilerde sorumsuz icra kabil değildir. Fransa''da 5. Cumhuriyet''in sunduğu model, Rusya''nın şimdi uyguladığı sistem, istisnadır. Türkiye için kesinlikle tavsiye edilmez, sadece yürütmeyi engeller. İki başlı icra olmaz. Zaten halkoyu ile seçilmemiş kişi, millî irade adına yürütmeye karışamaz.

Bizim için en iyisi, bugünkü Almanya ve İtalya yahut Fransa''da 4. Cumhuriyet Cumhurbaşkanları örneğidir.

Ancak, bir Çankaya-Hükûmet çekişmesinin ardından Cumhurbaşkanının yetkilerini kısıtlamak teşebbüsü şık düşmez. Zira orası, milletin prestij makamıdır. Her ferdin saygı göstereceği bir prestijdir. Zaten Anayasa tadili gerekir.

Bu vesileyle başbakanın; bakanların icraatından ve icraatsızlığından, varsa şaibelerinden, yeteneklerinden, başarı ve başarısızlıklarından mutlak şekilde sorumlu bulunduklarını unutmamak lâzım. Hükûmet bir koalisyon ise, koalisyonun bakan seçen liderleri, bu sorumluluğu aynı derecede başbakanla paylaşırlar. Bakan atamasında yanılgı olağandır. Demokrasilerde işe yaramayan bakan derhal değiştirilir. Zaten hiçbir ciddi demokrasi bilmiyorum ki, rastgele bir parlamenter, bakan atanabilsin, bize mahsus bir garabettir, dehşetli zarar vermiştir. Demokrasilerde milletvekili milletvekili, fakat bakan da bakandır.

Cumhurbaşkanı statüsünü gözden geçirelim. Başbakanın mukayese kabûl etmez sorumluluğunu vurgulayalım. Ama bunları, sistemin bütününe ârız olmuş aksaklıkları giderecek bir bütün içinde yapalım. Sistemde ne var, gül gibi geçinip gidiyoruz diyen kişiyi, ciddiye bile almam.

ÖNE ÇIKANLAR