Diyalog, diplomasinin temel şartıdır. Diyalogsuz diplomasi ilişkilerin kesilmesi demektir. Türkiye ile Yunanistan gibi Ege''yi paylaşan iki komşu arasındaki kopukluk, gerçekten olağan dışı idi. Sorumluluk Ankara''da değildi. Özal ve Demirel şahsi gayretler gösterdiler. Dış işlerimiz sürekli diyalog aradı. Özel teşebbüs, iş adamlarımız, basın mensuplarımız, bu çabaya samimiyetle katıldılar. Havanda su döğüldü. Atina diyalog yerine, Türkiye''yi zora sokarak sonuç alabileceğini sandı (bu fikrinden vazgeçtiğinin hâlâ ciddi emaresi yoktur). NATO üyesi bulunmasına rağmen Türkiye aleyhine Suriye ve Irak''la ittifak aramak derecesinde işi ileri götürdü. Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen, Türkiye''deki bölücü teröre tam destek verdi, silah ve subay gönderdi. Bu cesareti nereden aldı?
Bu cesareti, 19. asırdan kalma Avrupa ve Birleşik Amerika''nın kendisini her hâl-ü kârda Türkiye''ye karşı koruyacakları fikrinden aldı. Bu himayenin sebebi ise, Avrupa medeniyetinin eski Yunan''a dayandırılmasıdır.
Daha yakından bakarsak, Yunanistan, AB üyesi olunca büsbütün çığırından çıktı. Türkiye''ye fark atmak tafrasına girdi.
Türkiye, gerçekten önemli devlettir. Osmanlı''nın milli devlet haline inkılap etmiş devamıdır. Tarihinde din, mezhep, ırk ayrımı yapmak gibi bir illeti yoktur. Asırlardan beri büyük Avrupa devletidir. Türk gerçeği pas geçilerek Avrupa kıt''asında politika yapmak bahis konusu değildir. Aynı zamanda bir Balkan, bir Karadeniz, bir Kafkas, bir Akdeniz bir Ortadoğu ve çok açık şekilde bir Orta Asya devletidir.
Böyle bir Türkiye, Yunanistan''la beraber Avrupa Birliği''ne girme şansını -Atatürk zihniyetine temelden aykırı- statükocu mizacı yüzünden reddetti. Bununla kalmadı. Yunanistan''ın NATO''ya dönüşünde ve Körfez Savaşı''nda verdiği destekte, hiç bir ödün istemedi. Samimiyetini safiyet derecesine vardırdı.
Washington, şüphesiz, Ege''deki iki komşunun arasındaki sorunların kalkmasını istiyor. Ancak Kıbrıs meselesini kavrayabildiğine dahi emin değiliz. Ne olacaktır? Önümüzdeki iki ayda masaya oturacak, Kıbrıs gerçeğini bir defa daha açıklayacağız. Konuşmaktan kaçmak, Yunanistan aleyhinde davranmak gibi bir hata yapmayacağız. Böyle bir hatamızı dört gözle bekleyenler vardır. Aralık ayında Helsinki toplantısından Türkiye''nin adaylığı çıkmazsa, Türk dış politikası rotasını ayarlayacaktır. Bu ayarlama, Atina lehine değildir. Yunanlı komşularımız belki inanmakta zorlanırlar, ama biz gerçekten böyle bir olumsuzluk arzu etmiyoruz.

