Yunan sanatçı Antonis Donef: Osmanlı kültürü eskiyi silmedi

Yunan sanatçı Antonis Donef: Osmanlı kültürü eskiyi silmedi
Başlık ResmiYunan sanatçı Antonis Donef: Osmanlı kültürü eskiyi silmedi

Eski malzemelerle çalışan Yunan sanatçı Antonis Donef, Osmanlı kültürünün eserlerini ele alış şekline çok benzediğini kaydederek şöyle konuşuyor: “Osmanlı kültürü, katmanlar hâlinde düşünür. Yeni bir şey inşa etmek için önceden var olanı silmez. Her şeyi bir arada tutar.”

Kaydet
|
Murat Öztekin
MURAT ÖZTEKİN

Antonis Donef, mazinin izlerini bugünün görsel diliyle tekrar kuran Yunan sanatçı... Eski kitaplar, kâğıt parçaları ve arşiv malzemeleri onun sanatının temel malzemelerini oluşturuyor. Haritalar da onun eserlerinde insanların dünyayı nasıl değiştirdiğini gözler önüne seren yüzeylere dönüşüyor. Donef, Portakal Sanat ve Kültür Evi’nde açılan “Zamanın İki Yakası” sergisinde İstanbul ile Atina arasında kültürel bağlar kuruyor. Biz de bu vesileyle kendisiyle konuştuk…

Eski kitaplar ve nesneler sizin için çok önemli. Geçmişe duyduğunuz bu hayranlığın ardındaki hikâye nedir?

Yeni kâğıdı sevmiyorum; çünkü hiçbir şey bilmiyor. Eski kâğıt ise bir şeyler görüp geçirmiş oluyor.Bir leke, yırtık bir köşe, bir koku… Bunlar, maddeye dönüşmüş zamandır. Geçmişi değil, zamanı biriktiriyorum.

ÖNERİLEN HABERLER
Sanat dünyasının acı günü… Süleyman Saim Tekcan hayatını kaybetti
KÜLTÜR - SANAT

Sanat dünyasının acı günü… Süleyman Saim Tekcan hayatını kaybetti

ASIL TEKNİK SABIR

Eski malzemelerle tam olarak nasıl bir teknikle çalışıyorsunuz?

Bir şeyleri kullanmadan aylar önce boyuyorum. Mesela bugün boyadığım kırmızı bir üçgeni, sekiz ay sonra kullanıyorum. Onları yerdeki kovaların içinde muhafaza ediyorum. Atölyem kaos içinde gibi görünüyor ama öyle değil. Burası aslında bir bekleme odası. Çalışırken sıfırdan bir şey yapmıyorum. Yalnızca hangi parçanın hangisiyle bir araya gelmek istediğini fark ediyorum. Tutkal, akrilik boya, kesme… Asıl teknik sabırdır!

"Zamanın İki Yakası" sergisi, 28 Ekim’e kadar görülebilecek.
Başlık Resmi"Zamanın İki Yakası" sergisi, 28 Ekim’e kadar görülebilecek.

Eserleriniz bir bakıma bilgiyle dolu. İzleyicileri nasıl bir “okuma” tecrübesine davet ediyorsunuz?

Onları okuyamazsınız. Yalnızca içlerine girebilirsiniz. Tıpkı bir şehre girer gibi. İstanbul’u ya da Atina’yı sokak sokak okuyamazsınız. Katmanlarını hissedersiniz. Benim eserlerim de aynı şekilde. Çok fazla bilgi var; bu yüzden okumayı bırakıp görmeye başlamanız gerekiyor.

Eserlerinizde yeni haritalar da yapıyorsunuz. Dünyada sınırlar giderek daha sert bir hâle gelirken sınırsız dünya fikri ütopik değil mi?

Evet, kâğıt üzerinde sınırlar giderek sertleşiyor. Ancak gerçekte hiçbir zaman var olmadılar; denizin hiçbir zaman hududu olmadı, rüzgâr hiçbir zaman pasaport taşımadı. Sınırsız yeni bir harita yaptığımda aslında siyasi bir mesaj vermiyorum. Doğru bir harita yapıyorum. Eski haritalar bir fantezi. Benim haritalarım ise gerçeklik.

ÖNERİLEN HABERLER
Kâbe
KÜLTÜR - SANAT

Kâbe'de imzası bulunan Türk hattattan tarihi bağış! 4,5 yıllık emeğini milletine armağan etti

İKİ ŞEHRİN TARİHÎ YÜKÜ BÜYÜK

Son serginiz “Zamanın İki Yakası”nda Atina ile İstanbul’u tuvallerde bir araya getiriyorsunuz. Bu iki şehir arasında ne gibi benzerlikler veya bağlantılar görüyorsunuz?

Onlar aynı şehirler. Yalnızca dilleri değişik. Her iki şehrin de sırtında çok fazla tarih var; bu yüzden yavaş yürüyorlar ama çok şey biliyorlar.

Bu sergiyi, iki ülke arasındaki münasebetlerin siyasi açıdan pek de iyi olmadığı bir dönemde açtınız. Bu durum size bir sanatçı olarak ne hissettiriyor?

Siyaset an için, sanat ise zaman için çalışır. Benim vazifem iki ülke arasındaki problemleri çözmek değil. Benim görevim, atölyemde hiçbir zaman bir sorun olmadığını göstermek. Atina’dan gelen kâğıt ile İstanbul’dan gelen kâğıt zaten birbirine uyumlu. Ben yalnızca bunu gösteriyorum!

Yunan sanatçı Antonis Donef: Osmanlı kültürü eskiyi silmedi
Başlık ResmiYunan sanatçı Antonis Donef: Osmanlı kültürü eskiyi silmedi

İSTANBUL BANA NE KADAR KÜÇÜK OLDUĞUMU HİSSETTİRİYOR

İstanbul, çok katmanlı bir şehir. Doğu Roma’nın yanı sıra çok güçlü bir Osmanlı mirasını da barındırıyor. Bu şehir size ne hissettiriyor?

Küçük olduğumu ve bunun iyi bir şey olduğunu... İstanbul’da zamanı kontrol edemeyeceğinizi anlıyorsunuz. Yalnızca onun bir parçası olabilirsiniz. Kolajı yapan şehir, ben değilim. Sadece seyrediyor ve farklı şeylerin bir arada var olmasını nasıl sağlayacağımı öğreniyorum.

Tarihe ilgi duyan biri olarak Osmanlı kültürü ve sanatı size neler düşündürüyor?

Osmanlı kültürü, katmanlar hâlinde düşünür. Yeni bir şey inşa etmek için önceden var olanı silmez. Bir duvar, bir desen, bir şehir… Her şeyi bir arada tutar. Bu yaklaşım, benim eserlerimi ele alış biçimime çok yakın. Hiçbir şey atılmaz. 1920’den kalma eski bir kâğıt, dün boyadığım bir şeyde yaşayabilir. Geçmiş ardımızda değil, şimdinin içindedir.

İstanbul’da dolaşırken size ilham veren ve eserlerinizden birini doğrudan etkileyen belirli bir yer oldu mu?

Evet oldu. Balat’ta, yerde, kovaların içinde eski kitapların bulunduğu küçük bir dükkân... Tıpkı benim atölyem gibi. İstanbul için eserimi yapmadan önce İstanbul’da kendi atölyemi gördüm. O anda şunu anladım: Sergi, başka bir boyutta zaten tamamlanmıştı. Şimdi yalnızca onu parça parça buraya getiriyoruz.

Whatsapp İkon Facebook İkon
Paylaş
Paylaş
Yayın Tarihi |
Haberle İlgili Daha Fazlası
Kültür - Sanat
Bizi Takip Edin Bizi Takip Edin
SONRAKİ HABER

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.