İnsanlığın imtihanı gıda krizi! Sıfır Atık Günü 45 yıl önce kabul edilseydi ne olurdu?
Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen bu yıl 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü bu yıl "gıda israfı" temasıyla işlenecek. Henüz daha 4. yılında olan bu özel günün dünya için ne kadar gerekli olduğunu 45 yıl önceki bir haber üzerinden inceledik.
Gıda krizi ve israfı, özellikle Afrika'daki açlık sorununu 45 yıl öncesine kıyasla değişmeyen bir şekilde derinleştirmekte ve Birleşmiş Milletler'in Sıfır Atık Günü bu duruma dikkat çekmektedir.
- 2024'te 53 ülke ve bölgede 295 milyondan fazla insan akut açlıkla karşı karşıya, bu sayı 2023'e göre 13,7 milyon arttı.
- Her yıl 3 milyondan fazla çocuk açlık nedeniyle hayatını kaybediyor ve 43 milyon çocuk aşırı açlıkla mücadele ediyor.
- 1980'de 150 milyonu aşkın Afrikalının gıda yardımına ihtiyaç duyduğu bildirilmişti.
- 1981'de dünyada dakikada ortalama 28 kişinin açlık ve gıdasızlıktan öldüğü belirtiliyordu.
- Gıda yardımlarının bazen ülkelere ulaşamadığı, yerel çiftçilerle rekabet ettiği veya bir bağımlılığa yol açtığı ifade ediliyor.
- 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü, küresel atık yönetimi ve döngüsel ekonomi anlayışında bir dönüşüm başlatmıştır.
ALİ TÜFEKÇİ - Dünyada gıda krizi giderek derinleşiyor. Bunun da temelinde gıda israfı yatıyor.
Milyonlarca insan açlığın pençesinde hayat mücadelesi verirken milyonlarcası da kolayca elde ettikleri gıdaları kullanılamaz hale getirerek çöpe dönüştürüyor.
Birleşmiş Milletler, Türkiye öncülüğünden 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nün 2026 yılı temasını gıda israfına dikkat çekmek üzere belirledi.
DEĞİŞMEYEN MANZARA
Gıda israfıyla alakalı rakamlar korkunç boyutlara ulaşmış durumda. 2024’te 53 ülke ve bölgede 295 milyondan fazla insan akut açlıkla karşı karşıya. Bu sayı, 2023’e göre 13,7 milyon arttı.
Her yıl 3 milyondan fazla çocuk açlık nedeniyle hayatını kaybediyor. 43 milyon çocuk aşırı açlıkla mücadele ediyor.
Bundan 45 yıl önceki manzara da günümüzden çok farklı değildi.
20 Eylül 1980 tarihli gazetelerde bir haber dikkat çekiyordu:
"150 MİLYONDAN FAZLA AFRİKALI AÇLIKTAN ÖLMEK ÜZERE"
"Açlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunan 150 milyonu aşkın Afrikalının, ülkelerden gelecek gıda yardımına şiddetle ihtiyaç duydukları bildirilmiştir.
Açlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunan 86 Afrika ülkesine yiyecek sağlamak amacıyla acil yardım kampanyasına başlayan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), cuma günü bir özel toplantı yapması beklenmektedir.
Yardım edilmediği takdirde Afrika halkının çaresizce yavaş yavaş öleceğini söyleyen FAO Genel Direktörü Edouard Saouma, kıtlık ve iç çekişmeler sonucu ortaya çıkan ve insanlar tarafından gerçekleştirilen felaketlerin Afrika ülkelerine gıda kısıntılarına yol açtığını ifade etmiştir."
Bir yıl sonra 1981 yılında manzara değişmiyordu. Yine resmi istatistiklere göre açlık yüzünden yaşanan trajediye Türkiye gazetesi şöyle dikkat çekiyordu:
"Dünyada dakikada ortalama 28 kişi açlık ve gıdasızlıktan ölüyor. Gelişmiş ülkelerin Afrika, Asya ve Latin Amerika’ya her türlü yiyecek yardımı yapmalarına rağmen, buralardaki açlık ve gıdasızlık her gün artıyor.
Batı Almanya’nın Sesi Radyosu’nda yayınlanan yorumda geçen sene batılı ülkeler, Üçüncü Dünya ülkelerine 2 milyar dolardan fazla yiyecek yardımı yapmıştı. Buna rağmen hükümet yetkilileri ve tarım uzmanları, dünyanın açlık meselesinin artık bu tür yardımlarla çözümlenemeyeceğini öne sürmeye başladılar.
İngiliz yardım kuruluşu Oxfam yetkilisi Tony Jackson, 25 seneden beri sürdürülen milyarlarca dolar değerindeki yiyecek yardımlarına rağmen, Üçüncü Dünya’da en ufak bir gelişme görülmediğini belirtti. Yiyecek yardımı bazı durumlarda faydalı olmaktan çok zarara yol açabiliyor. Üçüncü Dünya ülkelerindeki çiftçiler, yardım için gönderilen yiyeceklerin kendilerine ait ürünlerle rekabet ederek fiyatları düşürdüğünü ve ülke ekonomisini menfi yönde etkilediğini öne sürüyorlar.
Bir yardım kuruluşunun eski yöneticilerinden Lloyd Welter ise, yiyecek yardımının bir çeşit bağımlılığa yol açtığını söyledi. Haiti, faydalı olmayan gıda yardımları açısından tipik bir örnek oluşturuyor. 1973 senesinden beri 700 milyon dolar değerindeki milletlerarası yardım kampanyasından faydalanan bu Karayip ülkesinde fakirlik ve açlık giderek artarken, köylülerin yiyecek yardımının devam edeceğine güvenerek tarlalarını sürmekten vazgeçtikleri öne sürüldü.
Öte yandan yiyecek yardımı uygun zamanda doğrudan ülkeye gönderilse bile çoğunlukla gereken kesime ulaşamıyor. ABD’nin bu konuda yaptığı araştırmaya göre gönderilen yiyecekler limanlarda ve büyük şehirlerde bekletilmekte.
Örneğin Bangladeş’e gönderilmek üzere yüklenen yiyeceklerin yüzde 25’inin gerçek sahiplerinin eline geçmediği açıklandı.
Bu arada yiyecek yardımı programları fakirliğe de sebep olabilmekte. Gelişmekte olan ülke yöneticileri bu yiyecekleri çoğunlukla bölge pazarlarında satıp, elde ettikleri geliri faizsiz nakit krediye dönüştürüyorlar.
Örneğin Cezayir ve Tunus hükümetleri bu metotla elde ettikleri gelirleri kalkınma projelerinin finansmanında kullanmaktalar. Ancak bazı başka ülkelerde bu gelirlerin politikacılar tarafından paylaşıldığı öne sürülüyor.
Bu yardım, gelişmiş ülkeler arasındaki yarışta bir silah olarak da kullanılabiliyor. Yetkililerin açıklamalarına göre ABD, Batı yanlısı Zaire’ye 16 milyon dolarlık bir yardım yapıyor. Birleşmiş Milletler yetkililerine göre Zaire’nin komşusu Angola dünyanın en fazla açlık çeken ülkesi. Ancak Sovyetler Birliği ile kurduğu ilişkiler yüzünden Batı’nın yiyecek stoklarından faydalanamıyor.
Yiyecek yardımı ilk bakışta Batı’daki yiyecek fazlalığını azaltmak ve Üçüncü Dünya ülkelerinin aç kitlelerini doyurmak için kesin çözüm gibi görünmekte. Birçok uzman ise yardım programlarındaki yanlışların giderek arttığını öne sürerek, bunların tamamen durdurulması gerektiği konusunda ısrar ediyor."
SIFIR ATIK FARKINDALIĞI
Bundan 45 yıl önceki bu manzara da şüphesiz daha eski tarihlere dayanıyor.
Afrika başta olmak üzere dünyadaki sömürgeleştirmeyle yakından alakalı olan açlık krizi savaşlarla birlikte daha da derinleşiyor.
Gıda israfı ise bu problemin daha da katlanarak artmasına yol açıyor.
30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü, Türkiye'nin öncülüğünde 2022 yılı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda kabul edilmesinden bu yana, küresel atık yönetimi ve döngüsel ekonomi anlayışında devrim niteliğinde bir dönüşüm başlattı.
4 yılı geride bırakan Sıfır Atık Günü acaba 45 yıldır uygulansa gıda, su ve çevre problemleri acaba dünya nasıl olurdu?
